GLASUVA NA POMAČİ & ......POMAK HALKININ SESİ
Uye olarak desteklerimizi sunalim.

Pomaklar, dil ve ötekileşememe…-2-

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default Pomaklar, dil ve ötekileşememe…-2-

Mesaj tarafından pomaklar.com Bir Paz Haz. 27, 2010 5:41 pm

Pomaklar, dil ve ötekileşememe…-2-

Hikmet Pala / İbrahim Kenar

Dil açısından bakıldığında hala Pomak yerleşim yerleri olarak bilinen tüm yerleşim birimlerinde 1920’de nerede ise kimse tek kelime Türkçe bilmezken 2000’de neredeyse hiç Pomakça konuşamıyor olmaları hazindir. Daha da ötesinde asimilasyonun, benzeştirmenin ne kadar etkin olduğuna iyi bir örnektir. Tabii burada iyi örnek derken olgun, gelişkin bir örneği kastediyoruz, yoksa içeriğinin çok makbul bir şey olduğunu değil…
Klasik felsefi örneği alıp uygulayalım: “Bir somun ekmekten; fırıncının, değirmencinin, çiftçinin emeğini çıkarırsanız geriye bir avuç yabani ot tohumu kalır.” Ayni şekilde 73 milyonluk ‘tek vücut olmuş’ Türk’ten 80 yıllık Milli Marşları, demokratik toplumlara açıklıyamıyacağınız milli bayramları, ulusalcı sloganları, askeri törenleri, çocuklara papağan gibi ezberlettirilen ‘Türk’üm, Doğruyum’ları, ‘devrim’leri, bayrak sallama histerisini, çoğu cumhuriyetin başında icadedilmiş milliyetçilik efsanelerini, nüfus mübadelelerini, 6-7 Eylülleri, Trakya olaylarını, Dersim’leri çıkarabilirseniz bugün de geriye orta anadoluda 5-10 milyon Türk köylüsü ve bol miktarda etnik nüfus kalır, Pomaklar da Pomakça konuşmaya devam ederdi. O zaman da bütün bu nüfusu barış içinde bir arada tutmak için de demokrasi’ye benzer bir şeye ihtiyaç duyulurdu. İşte mevcut rejimin demokrasiye olan alerjisinin kökeni üzerine bir bakış açısı daha… Ama tarihte –Ah keşke! demek istediğimiz o kadar çok şey oldu ki…
Tarihleri boyunca Pomaklar ulusal bir özellik gösteremedi. Nasıl gösterebilirler ki? Büyük çoğunluğunun ait olduğu Bulgaristanda yalnızca dini inancı farklı ve nüfusu da belli bölgeler dışında çok yoğun olmayan, dağlı, hayvancılıkla geçinen dağınık bir insan gurubu. Balkan Kürtleri derken, Pomakların gerçekten de çoğunlukla dağlık yörelerde yaşadığını eklemeli idik. Nitekim Pomakların isimlerinden biri de Gorani, “Yüksek yöreli-Dağlı” olması hiç te şaşırtıcı gelmez.
Asimilasyon ile ötekileşmenin kavram olarak neredeyse tamamen zıt olduğunu aklımızın bir kenarında tutarsak, Pomakların sorununun “ötekileşememe” olduğunu daha kolay takdir ederiz. Günümüzün ‘buzzword’ü, titreşim yaratan terimi; ‘Farklılıklarımızı zenginlik olarak görmek’. Ancak siz gelin de bunu 90 yıla yakındır her sabah Türk olan, hatta kendisine Türkten daha çok Türk olduğu söylenen, çalışan, övünen, ‘yenilmediği ama yenik sayıldığı için’ dövünen, Türklüğü dünyaya bedel olan, asker doğan bir ‘Pomak Türk’üne anlatın.Tamda bu noktada şu eklentiyide yapmak yerinde olacaktır. 1930 yılında İçişileri Bakanlığı tarafından yayınlanan gizli bir genelye gözatmak gerekmektedir.İskana Tabi Tutulanların Türkleştirilmesi isimli bu genelge 7 maddeden oluşmakta ve en can alıcı maddesi olan 7.maddesinde şunlar bulunmaktadır:”Yabancı lehçeyle konuşanların kıyafetlerini,şarkılarını,oyunlarını,düğün ve diğer geleneklerini kötü göstermek,bu kişilerin ve ailelerinin isim ve lakaplarını Türkçeleştirmek,onları hiçbir zaman,Boşnak,Tatar,Çerkez,Laz,Pomak vs. diye adlandırmamak,köylerin o lehçedeki isimlerini değistirmek ve evlerinde ve aralarında Türkçe konuşmaya zorlayarak onlara yürekten”Türküm” dedirtmek.***”
Diğer taraftan “Vatandaş Türkçe konuş!” kampanyası ile farklılığının son çizgileri de ütülenen, ve hatta Trakya olaylarında Yahudileri kovup mallarını yağmalamakla, Sabahattin Ali’nin kafasını ezmekle Türklüğe hizmet ettiğini sanan Pomaklar ile Batak kasabasında Bulgar kardeşlerini boğan Pomak ve başıbozuk’lara -varsa- aradaki farkı anlatın.
Pomakların dil sıkıntısı, sorunu olduğunu söylemek biraz iddiali olur. Türkiye’de yaşadıkları tüm yöreler epey gelişmiş, verimli, zengin yöreler olunca asimile olmaları çok daha kolay, nerede ise doğal dinamikleri ile oldu. Tabii gönül ister ki Yunanistanda’ki ve Bulgaristanda’ki Pomaklar gibi Türkiyede yaşayan Pomakların’da dil talebi olsun; eğitimini kendi dilinde edinme talebi olsun; kültürünü yaşatabilsin. Daha da ileri gidelim: sınırların ardında, eski vatanlarında kalmış Pomak akrabaları ile daha yakın, daha zengin irtibatı olsun, ama bunları istemek için öncelikle bunların ayırdında olmak gerekiyor.
Devlet’in, vesayetin tüm unsurları her yıl bir sürü lüzumsuz, sonradan icad ve imal edilmiş, tamamı ile Kuvayi Milliye milliyetçiliği, asker millet şuur[suzluğu]nu yaymak için dizayn edilmiş ‘milli’ bayramları tekrarlar iken Pomaklık şuuru nasıl olur da Rönesans yaşar ki?
Komplo teorilerine inanmam, dolayısı ile bir ‘büyük proje’ gereği özenle yerleştirildiklerini, dağıtıldıklarını hiç düşünmedim, ama Trakya, Marmara, Ege gibi gelişmiş yörelerde yaşıyor olmaları tabii ki asimilasyonu kolaylaştırdı, hızlandırdı. Tabii bu arada dilin felsefesi de pek yardımcı olmuyor: Hemen her dilde komşu ve potansiyel düşman milletin ismi ‘düşman’ sözcüğü ile eş anlamlı kullanılır. Pomaklar arasında da düşman yerine ‘Balgarin-Bulgar’ sözcüğünü kullanıyor olmak bize epey şey anlatsa gerek.
Kendi dili olan her etnisitenin, sosyal gurubun potansiyel olarak dil talebi olabilir, ancak şu anda Türkiyede’ki Pomaklar için ana dilde eğitim talebi kinetik olarak yoktur, olması için çok fazla sebep te yoktur. Öncelikle Pomakça epey izole, ve çok eski bir Güney Balkan Slav dilidir. Üstelik te sabit bir alfabesi, yazılı kaynaklarını büyük oranda yaratamamış bir dil… Daha da üstelik; her geldiği ülkenin dili tarafından epey etkilenmiş bir dil. Makedon Slavcasından, Arnavutçadan, Helen’ceden ve en çok ta Türkçeden… Bir de bunun üstüne Türkiyede uygulanmakta olan Irk bazlı-kavim milliyetçiliğini eklerseniz, diğer bir deyişle onyıllardır omuzlarına yüklenmiş olan farklı olmanın utancını eklerseniz, Pomaklar adeta Pomak olmaktan, farklı olmaktan utanmaktadır.
1878-1886 Pomak Tamraş Cumhuriyetini saymazsak, Pomaklar devlet olmak değil, sadece devletlü olmakla yetindi. Ezici çoğunluğu Osmanlı ve Cumhuriyet Türkiyesine yarayan çok ünlü insan, politikacı ve güreşçi yetiştirdi ama kendini yetiştiremedi. Günümüzde Pomakçanın yaşaması için bazı ümitler olmakla birlikte, Türkiye’de Pomakçanın geleceği biraz da Titanik’in kaderini andırmaktadır. Geminin tamamen sulara gömüleceği 5 saat ile en yakın yardımın ulaşacağı 7 saat gibi…
Bir tarafta Pomaklık AB bölgeler politikası yolu ile Yunanistan ve Bulgaristan’da kısmen de olsa hayat öpücüğü bulmakta iken, Türkiye’nin durumu iç karartıcıdır. Resmi milliyetçilik politikası hala benzeştirici [asimilatif] etkisini sürdürüyor, daha da kötüsü günümüzün çatışmaları, hükümet ile statüko arasındaki gerilim, vesayeti tehdit edilenlerin kışkırtmaları ile geleneksel milliyetçi ve ‘ulusalcı’ söylemi çok daha politikleştirip azgınlaşıyor. Pomakların bundan payına düşen ise; enteresan bir şekilde çoğunlukla en saldırgan milliyetçilik-Ulusalcılık gettoları olan Trakya, Marmara, Ege vb. Yörelerde bulunmalarından ötürü milliyetçilik kakofonisi içinde kendi kimliklerini tümü ile inkar etmeleri şeklinde beliriyor.
Evet, hiç çekinmeden söylenebilir ki Pomaklara “Ama kardeşim biz zaten Türk değiliz ki!” demek ile linç edilmeyi göze almak eşanlamlıdır. İşte yukarıda bahsettiğiz; ‘olması gereken ile gerçekte var olan’ durum budur ve arasındaki fark bundan daha net görünemez. Yukarıda Milliyetçilik gettoları dediğimiz yörelerde CHP ve MHP’nin giderek güçlenmekte oluşu başka nasıl açıklanabilir?
Yine de kulağa hoş gelen, yürekleri ısıtacak bir ‘end-note’ bir seda ile bitirelim: Bir Rus söylencesi der ki: Ozanın biri cenazeye gider, düğün Türküleri çığırır, düğüne gider orada da cenaze ağıtlar yakar!! ve her gittiği yerde temiz bir sopa yermiş. Sopadan kurtulmak için güzel bir haber; Trakya’da, Pomakçanın hala tamamen silinmediği yörelerde gençler dillerini, kültürlerini yaşatmak için hatırı sayılır bir hamle içindeler. Hemen her gün emaillerimiz, facebook adresimize yeni video kayıtları, Pomakça sözlük girişimleri, gramer çalışmaları, hatta fonetik çalışmaları akıyor. Pomak forumları, tartışma siteleri açılıyor…
AB esintisi, ülkemizin demokratikleşme çabaları ve çağdaş ‘klik’noloji dozu gittikçe artan bir şekilde kültürel ortamı Pomakların dahi lehine çeviriyor. Ayni 1876’da başlayan ve daha sonra Batak katliamına yol açan Bulgar Kuprifştitsa Kültürel açılımı gibi Pomaklar da dillerine sahip çıkmaya başladı, yeter ki geçen zaman içinde Batak kurutulmuş olsun!

15/06/2010

***-İskana Tabi Tutulanların Türkleştirilmesi” Uygulamasına ilişkin Gizli Genelge.No:1/28(Ankara 1930).


_________________
Edna Pomashka Obich
Bir Pomak Sevdası
www.facebook.com/pomakistan
avatar
pomaklar.com
Admin
Admin

Erkek
Mesaj Sayısı : 1454
Yaş : 45
Yaşadığınız Yer - Doğum yeri : İsveç ( Pehlivanköy )
İşiniz : Yazar,araştırmacı),Siyaset
Tesekkur : 42
Puan : 1467
Kayıt tarihi : 27/05/07

Character sheet
Blog: test

http://pomaknews.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz