GLASUVA NA POMAČİ & ......POMAK HALKININ SESİ
Uye olarak desteklerimizi sunalim.

Anton Doncev/Yol Ayrimi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default Anton Doncev/Yol Ayrimi

Mesaj tarafından pomaklar.com Bir C.tesi Ocak 24, 2009 2:50 pm

ALINTI ONBIR

Ates dustu icimize
yanar gideriz
Yangindan gecilmez
aglar gideriz


Koknar ormanlarindan sonra gelen egik bir alani gectikten sonra Pirvenets tepesine aksam ustu ciktik.Ruzgar yuzumuzu dovuyordu.Cobanlarin kirmizi kepenekleri,sirtimdaki boz cubbem,uzamis sac ve sakallari yeller onunde savruluyordu.Tepede Manol,Kralyo Dede ,Stan stan,Nikola Sargun,Manus Skul,Cilingir adiyla bilinen Vraju Kahya,Rad Dragoslav,Dobril Grudnik,Stoyko Prodsvet ve Raduil bulunuyordu.Momcil,Serko ve Goran da oradaydi.Aralarinda ben de vardim.Simdi adini unuttugum baska bir siginik da bizimleydi. Ruzgar bizi gerisin geriye cevirmek icin sanki var gucuyle gogusumuze carpiyordu.Ama biz ilerliyorduk.Ve onumuzde yukselen dagin iki tepesinden yuksek olaninsivrisine ciktigimiz zaman,Rodop Daglari boydan boya gozlerimizin onune serildi.
Guneyde,batida kuzeyde,goz eriminin ulasabildigi her yerde,kizil yanginlarin fecri ufuklari ortuyor,uzaklari gozlerimizden ayiriyordu.Yanginlar bizden cok cok uzaktaydi.Sadece goge yansiyor ve bulutlarin kenarlarini allara boyuyordu.Ama bu yanginlar daglar ve gokler kadar gucluydu,sanki bunlari insan eli tutusturamamisti.
Ruzgar guneyden esiyordu.Yuzlerimizi ruzgara cevirmistik.Havanin acik oldugu gunlerde,buradan Tasos adasindaki Ipsarion dagi,Kavala kentindeki Venedik kalesi,Aynorozùn Aton tepesi ayan beyan gorunuyordu.Kimi kez Akdeniz`in gunes isinlariyla parlayan sulari da bakislar onune seriliyordu.Onlarin berisinde de Drama`nin Kupen tepesi,Kusnitsa dagi,Cingenehisar ve Kuslar gorunuyordu.Ve simdi yanginlar Rodop daglarini,Akdeniz duzlugu ve deniz sularindan ayiriyordu.
Bir ara ruzgar kuzeyden esmeye basladi.Biz yine yuzlerimizi ruzgara karsi cevirdik.Batida ufuklar,Eltepesi`yle Pirin daglarinin doruguna,Predyala`ya kadar,sagda ise,basta Musala olmak uzere Rila dagina ve onun doruklarina kadar uzanir.Onlerinde de Beglika`yi ayiran Batak engebesine yerlesmis Golyama Sutka,Serebren ve Bataski Snejnik tepeleri bulunur.Pirin dagi onunde,Despot Sura vadisi ustunde Beslet tepesi ve otesinde de Videnitsa tepesi var.Ve bu an yanginlarin duvari,Rodop dagini kiz kardesleri olan Rila ve Pirin`den ayiriyordu.Bir ara ruzgar kuzeyden esmeye basladi.Kuzeyde gorus Kocabalkan`a ,Vejen tepesinden Sent Nikola tepesine kadar uzanir ve Yumrukcal tepesi,aralarinda en yuksegi olup gokleri deler.Berilerde Bogdan ve Sirnena Gora tepeleriyle Sredna Gora dagi bulunur.Bu dagin bittigi yerde,sirin Trakya ovasi baslar ve on yanginlarin kizilligi Rodop dagini ve Kocabalkan ve altin Trakya`dan ayiriyordu.
Ruzgar dogu yonden esmedi.Orada,sirtimizi yelden koruyan Rodoplarin Posestra tepesi vardi.
Cepino yoresinden olan siginik,kuzeydeki yanginlari gorunce,kayanin uzerine diz coktu ve yagmurlugunun ucuyla basini orttu.Ve bir daha dogdugu yerleri ,koyleri kule cevirenyanginlara bakmak icin yuzunu acmadi.
Biz ise bakiyorduk.Ruzgar daha on kez yon degistirdi.Biz de bakislarimizi kah guneye ,kah da kuzeye cevirdik hep.Bir kez olsun ruzgarin sirtimiza vurmasina meydan vermedik.Oysa esen yel insan nefesi ornegi simsicakti.Ve ne tarafa bakarsak bakalim,Rodop daginin kalbini kusatan atesten bir cember goruyorduk.Basimizin ustunde bulutlar ve bulutlarla yanginlarin pariltisi arasinda kipkizil bir gokyuzu seridi vardi.Oralarda,o serit uzerinde henuz dogmakta olan ay yalpalaniyor ve kizil isiklarini etrafa yayiyordu.Ay erken dogmustu ve biraz sonra tepsi ornegi yusyuvarlak meydana cikacakti.Yerden yukselen alevler sanki ona erismeye calisiyordu.Ama sicak nefesleriyle ayi eritiyordu.Ay yukseldi ve bulutlar arasinda saklandi,gitti.Yildizlar da gorunmuyordu.
Ve Manol:
--Gun dogumu,yoksa gun batimi mi bu?Rodoplar uzerine her taraftan aydinliklar yuruyor.Acaba gelen gece mi,gunduz mu,dedi.
Ben de:
--Allahin hikmeti,hersey tanrinin elinde dedim.
Manol yanitladi:
--Hayir hersey bizim elimizde.
Ve biz,Akdeniz Trakyasi`ni,Pirin,Rila ve Kocabalkan`i goremedik.Oysa yanginlarin cemberi ile kusatilan Rodoplarin kalbine bakiyorduk ve uzun sure bakacaktik.Gorulecek cok sey vardi .Cunku Rodop dagi yuce bir dagdir.Kalbi de kendisi gibi buyuk ve yucedir.
Bulundugumuz yerden,guneyde batida ve kuzeyde sira sira tepeler ve daglar gozler onune seriliyordu.Aksamin alaca karanliginda daglar donmus bir denize,acik yesil meralar suda kopuk lekelerine ,koyu yesil ormanlar ise ,ucsuz bucaksiz deniz diplerine benziyordu ve biz ,sadece dalgalarin uclarini goruyorduk,ama aralarinda acilip giden duzlukler,sere serpe uzanan irmaklar gorunmuyordu.Yuksek sira daglar da arkalarinda kalan yeni tepeleri bakislardan gizliyordu.
Rodoplari bir bakista kucaklayabilecek insan yoktur.Tepesine cikip bir goz atmakla,bu dagi taniyabilecegin bir tepe de yoktur.Rodoplari tanimak icin adim adim dolasmak ve cilesini cekmek gerekir.Rodoplara bakmadan once onu kalbine sigdirmalisin.Ama sol memenin altindaki kartal kalbi olmalidir.Rodoplari gozlerinle goremezsin,kalbinle gormelisin.Gozlerini kapayip yureginle gormelisin.
Cobanlar da rodoplara bakiyordu.Ben ise dalmis,ruzgarla yalana yalana,bir yontucununelinden cikmis heykeli andiran yuzlerini suzuyordum.Bakislarinin aynasinda icine donuk olduklarini goruyordum.Ve onlar,yalnizz meralarin ve ormanin koyu golgelerini seyretmiyordu;yalniz dalgalari ve dipsiz ucurumlari gormuyordu.Ayaklari,sindiye kadar binlerce defa bastigi patikalara basiyor,tepeden tepeye tirmaniyor,ucurumlara bir goz atiyor,her tasini bildiklari alanlardan ve her cotugunu tanidiklari ormanlardan geciyordu.Tabanlari otlarin sertligini hissediyor,baslari koknarlarin dallarina dokunuyordu.Dudaklari,Rodoplarin buz gibi sularindan donuyor,yurekleri turkulerle dolup tasiyordu.Bu ulu dagin ormanlari,cocuklarina besik yaptiklari agaclarla,topragi da babalarinin kemikleri ile doluydu.
Esen ruzgar siddetleniyordu.Cigliklari daha da endiseli hal alan cir cir bocekleri,ruzgara kapilip suruklenmemek icin katalarin catlaklarina gizleniyordu.Cobanlar ise,ruzgara yuz vermis,oyle kipirdamadan duruyordu.Ne gozunu kapayip acan,ne de agzini acip bir soz soyleyen oldu.Zaman zaman ayaklarimizin dibinden bir yerlerden bir cir cir boceginin cigligi duyuluyordu ve bu ciglik,oteki,uzktaki cir cirlarin tek makamli yakarislari seklinde yansiyordu.Sanki yatagindan tasmis irmak sulari ustune duzenli araliklarla agir bir damla dusuyordu.
Ve Rodopa yaniyordu,ayaklari,saclari yaniyordu.Kadindi,anaydi o.Cobanlar ona Rodopa Ana diyordu.Ve ona Rodoplar diyene de kiziyordu.Daglar sevilir,ama bu dag en cok sevilendi.Kocabalkan,basi goklerde,butun heybetiyle dimdik duran devasa bir ´dagdir.Bu,gozupek tum er kisilere ozgu oldugu icin Kocabalkan bir babadir.Rodopa sirt ustu yatmis,gebe kalmis,gozlerini goklere dikmis,dogurgan bir anadir.Ogul babasinin yasini tutar,ama bu,erkegin erkege tuttugu yastir.Ogul anasinin yasini tutar,kadin ugruna tutulan bir yastir bu.Ananin yasi,yureklari yakar.
Ama bu yakisikli erkekler Rodopa`nin ogullari miydi?Dagin ta kendisi degilmiydi?Ve ates onlarin ayaklarini yakmiyor muydu?Ve siyah dumanlar,gozlerini iri iri yaslarla doldurmuyor muydu?
Siz ,oteki daglar, onlarin Rodopa dagina sevgisini kiskanmayin.Rodopa cilekes,yuce bir dagdir.Ey daglar,Rodopa`yi kiskanmayin.!Cok cekmis bir dagdir o.Ve simdi yeni istiraplar kapisini caliyor.


En son POMAK tarafından Paz Nis. 19, 2009 4:24 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi

_________________
Edna Pomashka Obich
Bir Pomak Sevdası
www.facebook.com/pomakistan
avatar
pomaklar.com
Admin
Admin

Erkek
Mesaj Sayısı : 1454
Yaş : 45
Yaşadığınız Yer - Doğum yeri : İsveç ( Pehlivanköy )
İşiniz : Yazar,araştırmacı),Siyaset
Tesekkur : 42
Puan : 1467
Kayıt tarihi : 27/05/07

Character sheet
Blog: test

http://pomaknews.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: Anton Doncev/Yol Ayrimi

Mesaj tarafından pomaklar.com Bir C.tesi Ocak 24, 2009 2:51 pm

Siz ,oteki daglar, onlarin Rodopa dagina sevgisini kiskanmayin.Rodopa cilekes,yuce bir dagdir.Ey daglar,Rodopa`yi kiskanmayin.!Cok cekmis bir dagdir o.Ve simdi yeni istiraplar kapisini caliyor.

Gece basti.Bulutlar dagildi.Gokte ay parladi.Onumuzdeki dag yamaclari,ay isiginda,ince giysili kadin vucudu ornegi yuvarlaklasti ve yumusadi.Yapayalniz,govdeleri egri bugru uc cam agaci cikti onune ve karardi ve arkalarinda ay aydinlandi.Vadileri buruyen beyaz sis,usuldan yamaclara dogru tirmanmaya basladi.Butun renkler gunduzmus gibi seciliyordu.Ama renkler garip ve cansizdi.Insanlarin golgeleriyle gunesin dusurdugu golgelerden daha kara,katran gibi kapkaraydi.Hava sogudu.
O zaman Kralyo Dede:
--Ates yakalim , dedi.
Gencler hemen davrandilar.Kayanin kuytusunda ates yaktilar.Hepsi atesin basina oturdular.Yalniz ben kenarda kaldim.
Ates onlari bir araya getirdi.Sadece yuzlerini aydinlatiyordu.Arkalari golgede kaliyordu.Gunes ve ayin isiklari oldugunu anladim.Yukarida ayni olcude aydinlatip isitan isiklardi.Ates ise sadece insan icin isiktir ve yalniz yuzunu aydinlatir.Ve ates yangina donusmemeliydi.Donusurse gunese benzerdi.Canim,ellerimi onlarin atesinde isitmak istedi.Manol basini kaldirdi ve yanginlara bakti.Karanligin korukledigi yanginlarin kizilliklari daha da kizillasmis ve daha da yukselmisti.Manol:
--Atesi sondurun,dedi.
Kralyo Dede hafif seseyle:
--Onlari sonduremeyiz ki, dedi.
o da bir yandan odun parcasi alarak kayalara dogru firlatti.Sonra sicrayarak kivilcimlari ayagi ile cignedi.
Bu sefer de Goran kalin sesiyle gurledi:
--Bakin bakin!
Oturanlar once sastilar.Cunku yaslilarin sozune karismak ayip duserdi ve baktilar.
Pirvenets tepesinin ikinci basi sayilan,ama daha alcak olan kayada uc kisi vardi.Ruzgar,sirtindaki biri beyaz,oteki siyah,digeri de kirmizi harmanileri savuruyordu.Ay isiginda kimliklerini sectik.Biri Suleyman Aga,digeri Hasan Hoca,oburu de Delyo idi.Suleyman Aga da yanginlari seyrediyordu.Hasan Hoca `in babasi Kahya Velko Radul ise Manol`un yanibasindaydi.
O zaman Manol konusmaya basladi.Ruzgarin ugultusunu bastirmak icin Suleyman Aga duysun diye sozlerine basa basa yuksek sozle konusuyordu.Manol`dan yana kimse bakmiyordu.Hepsi bakislarini yanginlara cevirmisti.Ama yanginlarin pariltisi bize kadar ulasmadigi icin,insanlarin yuzleri kirmizi degil,mermer gibi bembeyazdi.Suleyman Aga da bizden yana bakmiyordu.Manol dedi ki:
--Kis bastirincaya kadar,gecitleri kapadigi gunlere kadar dayanabilsek!Rodopa`nin henuz ates almamis bu kalbini koruyabilsek!Rodopa`nin kalbini yalniz gunes ve ay aydinlatip isitsa!O zamana kadar Mehmet Pasa Selanik`e iner,oradan da Kandiya`ya yollanir.Ve o zaman yanginlarin yolunu kesecek bes bin erkek,bes bin hancer ve bes bin sishane bulunur.
Ve sustu.Manol konusmasini bitirince sozu Kralyo Dede aldi.Bakislari hep yanginlardaydi.Kimseden,hele de Suleyman Aga`dan yana bakmadan konustu.Ayin aydinliginda,ruya gormuscesine konusuyordu ve dedi ki:
--Sag esen kisa erersek,guneye,koyun suruleriyle,sadece biraz insan inecek.Ama gidenler yeteri kadar katirla gidecek,donuste Venedik silahi yukleyip donecekler.Kursun ve barut getirecekler.Rodop defalarca ayaklandi,carlara karsi elinde yay ve okla savasti.Momcil ok da mi kullanmamisti yoksa?Elimizde tufek olunca daha da mi zayif mi olacagiz sanki?Kursun ve barutumuz tukenirse,her birimizin elinde ok ve hancer de mi yok?
Ve Stan Stan haykirdi:
--Rodopa dagi bagrini acinca dolasmak kolaylasir.Ama patikalarini Rodopali erkekler korursa,buralardan gecmek zordur.
Momcil,karsidaki kayadakiler tarafindan duyulmasin diye hafif sesle konustu:
--Kisi beklememiz gerk mi?Kisa kadar boy verip erkek mi olacagiz?
Manol:
--Sus yaslilar konusuyor!
Sonra Kralyo Dede dedi ki:
--Mehmet Pasa`in Tsepina`da yuz askeri var,Tsepina ise,dolambacli yoldan iki,kestirmeden bir gunluk yol ceker.
Tepenin iki kayasi uzerinde de sessizlik coktu.Yalniz ruzgar esiyor,cir cir bocekleri otusuyordu.Bir ara bir gece kusunun ugursuz otusu duyuldu.
O zaman Cilingir Vraju soze basladi:
--Ya koyunlari ne edecegiz?On bin koyunu kisin agilda kim besleyebilir?Bir de yuz koyun ucer bin koyununu hesaba katarsak?Cunku deniz boyundaki meralar koyularimiz icin kapanmis olacak.
Sozunu tamamlamaya firsat bulamadan Troysko Protsvet,yine kimsenin yuzune bakmadan haykirdi:
--Varsin,pastirma olsun surulerimiz!Varsin,Kartallar yesin!Karimin ve kizlarimin yuzunu acik gormek isterim.Basima sarik degil,kurk kukutele isterim.Oldugum zaman mezarimin basina hac dikilmesini isterim.
Ve sustu.Tepenin iki kayasinda da yine kimse konusmuyordu.Uzun zaman sustular.Nihayet Suleyman Aga`in sesi duyuldu:
--Merhaba Manol Kahya,merhaba cobanlar!
Konusuyordu ama ,o da bize bakmiyor,yanginlari izliyordu.
Ve o zaman Manol ona dedi ki:
Suleyman Aga,bu karanlik daglara bir zamalar deden hakimdi.Basindan sarigi at,kalpak giy!Ve biz,herbirinde erkek yuregi,elinde hancerle besbin kisi toplanacagiz.Ne yap, ne et,kisa kadar bizi koru.Bir hal caresi bul,birseyler uydur.Su yanginlarin alevi kesilinceye kadar bizi koru.Kisa seni basimiza krak seceriz.Cuval icine tikilarak ucuruma atilanlari,cinar dalinda sallandirilanlari,tarlada oldurulenleri bellegimizden siler atariz.Basindaki sarigi da unuturuz.
Ve Suleyman Aga ilk kez bizden yana bakti.Uzerinde bulunduklari kaya bizden daha alcakta oldugu icin,basini kaldirmis,asagidan yukari dogru bakiyordu.Iki kaya arasinda ancak on adim genislikte bir yar bulundugu halde,ruzgar onune kaybolan sesi,zar zor kulagimiza geldi.Ve diyordu ki:
--Manol Kahya,ucurumu,cinar dalini,tarlayi neden andin?Beyaz kaldirimlari,tas kopruleri,uc musluklu cesmeleri neden hatirlamadin?
Manol da ilk kez ona dondu ve sozlerini yanitladi:
--Suleyman Aga,o buyuk tas koprunun yapildigi siralari hatirlar misin?Kari kizan,coluk cocuguyla birlikte uc koy ayaga kalkti,kimin elinden ne gelirse yardima kostu.Yedisinden yetmisine dek herkes oradaydi.Dokuz evin ocakliginda birer comlek kayniyor,dokuz besigin basinda birer nine birakilmis,bebekleri salliyordu.SuleymanAga ,Suleymenaga koprusunu sen mi yaptin?
Aga,hic bir sey soylemedi.Biraz daha durduktan sonra arkasini ruzgara verdi.Beyaz harmanisi ruzgarda savruldu ve yuzunu kapatti.Aga harmaniyi indirdi,patikadan asagiya inmeye basladi.Yolu,kivrilarak buldugumuz kayanin altindan geciyordu.Manol egilerek bakti,iki eliyle kayaya sarildi ve haykirdi:
--Unutma Suleman Aga,ya sarigi ya da kalpagi.
Rad Dragoslav da haykirdi:
--Ya sarik ya da tac!
Suleyman Aga soylenenleri duydu mu duymadi mi anlayamadik.Beyaz harmanisi savrularak patikadan gecti,az sonra alani asarak orman icinde kayboldu.Ay isiginda agaclar yesildi.Karanlik,agac kutukleri dibinde kapkaranlik magaralar oyuyordu.Suleyman Aga bu magaralarda kaybolup gitti.Biraz sonra ormandan uyanmis bir yirtici kusun aci sesi geldi.
Ve Vraju Kahya dedi ki:
--Bu adam karsisinda ne diye agzimizi acip konustuk?Tutar turklere soyler,ele vermez mi bizi?Hadi boyle isler yapmaz diyelim,hoca ve Delyo susacaklar mi bakalim?
Kralyo Dede sessizce;
--Ruzgar basimizi dondurdu,dedi.
Rad Dragoslav ise:
--Yanginlar gozlerimizi kamastirdi dedi.
Yalniz Manol yanitladi:
--Eleverecek ne var ki?Bulgar oldugumuzdan oturu pesimize mi dusecekler,iz mi surecekler?Yoksa Karaibrahim bunu bilmiyor mu?Bunun icin gelmemis mi yoksa?
Buyuk Pirvenets tepesinde,butun gece sessiz sedasiz nobet tuttuk.Ruzgar durmadan esti.Yanginlarin kizilliklari da parildadi, durdu.
Ay solup,gokyuzu agirmaya basladigi sirada,simdiye kadar yuz kere seyrettigim,ama bir turlu akil erdiremedigim bir mucize oldu.
Dag,icten gelen isikla aydinlandi.Dagi aydinlatacak ne gunes,ne de tek bir isik vardi.Fakat tepeler usulca aydinlanmaya basladi.Sanki beyaz isiklar dagin bagrindan fiskiriyordu.
Sonra gunes isidi uzerimizde.Posestra tepesinden geliyordu.Orada ise yangin yoktu.Derken gunes yer degistirip siyah denize daldi.Siyah denizde de kirmizi,koz kirmizisi oldu.
Kralyo Dede:
--Gun dogumu bu,Manol,Gun batimi degil.Hani aksam sormustun degil mi?Iste gunes yukseliyor.Neredeyse yanginlari asip gececek, dedi.
Manol da:
--Keske asip gecebilse!dedi.
Sozlerini hepimiz yineledik:
--Keske asip gecebilse!
Ve tepeden indik!

ANTON DONCEV
"Yol Ayrimi"Alinti Onbir,sf:92-99
Yeni Donem Yayinlari
Duisburg,1989

Not:Nazan hanima tesekkurler emekleri icin.

_________________
Edna Pomashka Obich
Bir Pomak Sevdası
www.facebook.com/pomakistan
avatar
pomaklar.com
Admin
Admin

Erkek
Mesaj Sayısı : 1454
Yaş : 45
Yaşadığınız Yer - Doğum yeri : İsveç ( Pehlivanköy )
İşiniz : Yazar,araştırmacı),Siyaset
Tesekkur : 42
Puan : 1467
Kayıt tarihi : 27/05/07

Character sheet
Blog: test

http://pomaknews.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz