GLASUVA NA POMAČİ & ......POMAK HALKININ SESİ
Uye olarak desteklerimizi sunalim.

1821 İsyanı ve ENOSİS bildirisi nedir?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default 1821 İsyanı ve ENOSİS bildirisi nedir?

Mesaj tarafından Misafir Bir Ptsi Mayıs 12, 2008 12:46 pm

Fransız İhtilali'nin etkisi ve Rusya'nın himayesinde kurulan Etniki Eterya'nın faaliyetleri sonucunda Osmanlı vatandaşı olan diğer azınlıklar gibi, Rumlar da ayaklanma girişimlerine başlamışlardır.

İlk hareket, 1820'de Etniki Eterya'nın başında bulunan Aleksandr İpsilati'nin yönetiminde Eflak ve Boğdan'da başlatıldıysa da başarıya ulaşamamış, bunun üzerine gizli bir haberleşme örgütü kurularak Mora ve Rumların çoğunlukta olduğu bazı Akdeniz adalarında paskalya günü isyanın başlatılması kararı alınmıştır(1).

Tam bir kitle katliama dönüşen Mora İsyanı'yla eş zamanlı olarak başlayan diğer Ege adalarındaki isyanlar sırasında pek çok Müslüman ve Türk, Osmanlı reayası Rumlar tarafından katledilmiş ve işkencelere maruz kalmıştır. Ege adalarındaki isyan, Etniki Eterya'nın kararı doğrultusunda başlatılmıştır. Kısa süre içerisinde Kıbrıs, Sakız, Sisam, İstanköy gibi adalar ile Ege sahillerinde de hareketler başlamıştır.

Kıbrıs ileri gelenlerinin gönderdiği bir yazıdan anlaşıldığına göre; adadaki Rum halk, çok önceden adalarda ağırlıklarını hissettirmeye başlamışlar, gitgide azınlıkta kalan Müslümanlar ise onlarla hoş geçinmekten başka yol bulamamışlardı(2).

Ancak, Rumlara, sadece Ada'da söz sahibi olmak yetmiyordu. Türkleri tamamen yok ederek istiklallerini ilan etmek istiyorlar; bunun için de her fırsatta Türk ve Müslüman halka hakaret, eziyet, hatta işkence yapıyorlardı(3).

Diğer adalarda durum daha da kötüydü. Sisam halkı isyan için hiç zaman kaybetmemişti. Sadece halka değil, adaya ticaret için gelenlere de saldırıyorlardı. Hatta ele geçirdikleri bir geminin kaptanı ve 8 denizcisini işkence ile öldürmüşler, adanın hakim ve voyvodasını da hapsetmişlerdi(4).

Çamlıca ve Suluca adaları eşkıya tekneleri Ege denizindeki saldırılarından birini Sakız'a yapmışlar; fakat ilk girişimleri, Müslüman halkın, Sakız metropoliti ile ileri gelen 40 Rum'u rehin alarak kaleye hapsetmeleri dolayısıyla başarısız olmuştu(5).

Bu olaydan sonra Sakız adasındaki Rumlar, muhafız tayin edilen Vahid Paşa'ya itaat edeceklerine söz vermişlerse de(6), ilk fırsatta isyan etmek üzere bekliyorlardı. Aslında, adalar arasında dolaşıp eşkıyalık yapan İpsara ve Suluca gemilerinin çoğunda hisseleri vardı(7). Nitekim, Sakız Rumlarının da isyan için uygun bir fırsat bekledikleri çok geçmeden ortaya çıktı. 22 Mart 1821'de 17'si büyük olmak üzere 787 gemi Sakız önünde göründü, ertesi gün de Çeşme'nin karşı tarafında Timiana Köyü sahiline çıktılar. İki saat kadar sonra ise Sakız Rumları da isyan bayraklarını açtılar(Cool.

İmroz adası da eşkıya tecavüzüne uğradıysa da ada halkının eşkıyayla işbirliği yapmaması dolayısıyla(9) savunması mümkün olabildi. Eşkıyanın bir kısmı öldürüldü, bir kısmı esir edildi, gemilerine de el konuldu(10).

Semadirek'te ise durum farklı oldu; ada halkı eşkıya ile birleşerek isyan etti(11).

Çok geçmeden Girit de isyan eden adalar arasına katıldı. İlk hareket İsfakya'da (Skafion) başladı. Asiler, Ramazan Bayramı'nda ayaklandılar(12). Apokorono Kalesi'ni ele geçirip şehri yakıp yıktılar. Ellerine geçirdikleri Müslümanları öldürdüler(13). İsfakya Muhafızı Lütfullah Paşa'nın gönderdiği kuvvet eşkıyayı dağıtmayı başardıysa(14) da asiler yeniden kuvvet bularak Hanya'yı deniz ve karadan zorladıkları gibi Resmo Kalesi'ne de saldırıp hasar verdiler(15).

Adalardaki Rumlara ait eşkıya tekneleri bir taraftan da Anadolu sahillerine saldırıyor; Müslüman halkı öldürüp mallarını yağmalıyor, Rumları ise isyana kışkırtıyorlardı. Bu kışkırtmalara kapılan Ayvalık ve Yund Adası halkı eşkıya ile birleşip Edremit tarafına saldırmış(16); hatta Yund Adası halkı tabyalar inşa etmeye başlamış ve Kaptan Paşa'nın gönderdiği filikayı adaya yanaştırmamışlardı. Rumların bu davranışı üzerine kadı ve voyvoda Ayvalık'a kaçmak zorunda kalmışlardı(17).

Trakya sahilindeki Maarız Körfez ve kalesi de eşkıya saldırısına uğrayan yerlerdendi(18). Bunlar, Sisam halkıyla da işbirliği yapmıyorlardı. Böylece Sisam eşkıyası, Sisam'dan Sakız Boğazı'na kadar olan yerleri kontrolleri altına alarak denizden geçişi imkansız hale getirmişler ve Kuşadası sahilinde Çanlı'ya çıkarak adaya hayvan sürmeye dahi cüret etmişlerdi(19).

Ege sahilindeki kasabalar da zaman zaman Rum eşkıyasının baskınlarına uğruyordu(20). İzmir'in Seferhisar'a bağlı köylerinden İpsili de 1823'te Sisam Rumlarının baskınına uğradı. Müslüman halk öldürüldü, malları yağmalandı, evleri yakıldı(21).

Eşkıya teknelerinin tecavüzü adalar ve Ege sahillerindeki kasabalarla sınırlı kalmadı. Fransa, Rusya gibi anlaşmalı devletler bandırası çekerek Çanakkale Boğazı'ndan içeri girmeyi başaran Rum tekneleri Marmara Denizi'nde rastladıkları Türk kayalıklarına da saldırdılar(22).

Fransız yazar Rene Deloporte, Türk halkının endişelerini doğrulayarak şöyle diyordu:

"Türkleri top yekûn öldürmekle, Giritliler, çok yanlış bir yola sapmaktadırlar. Doğrusunu söylemek gerekirse, Yunanlıları Afrikalı vahşiler mevkiine düşüren bu barbarlıkları, samimi bir Helen dostu olarak kınıyoruz. Yunanlıya karşı duyduğumuz aşk, bizi cinayetleri affettirmek için yalan söylemeye götüremez. (...) ve bazıları bu cinayetleri Kıbrıs'ta da hazırlamaktadır(23)."

Yunanistan'da isyanın başlamasından sonra Kıbrıs'ta Kilisenin başını çektiği bir isyan hazırlığı başlamıştır. Kiliselerdeki ayinlerde ve kiliseye bağlı ruhban okullarında yoğun bir propaganda ve beyin yıkama faaliyetine girişilmiştir.

Bu arada 19 Haziran 1821'de Filiki Eterya'nın liderlerinden Konstantin Kanaris, Kıbrıs'a uğrayarak isyanın propagandasını yapmış, bildiriler dağıtmış ve Yunanistan'daki isyancılara götürmek üzere para, silah, yiyecek toplamıştır.

Kiliseleri birer silah deposu haline getiren Başpiskopos Kipnianos, ayaklanma için çeşitli bölgelerdeki kiliselere mektuplar göndermiş ve ayaklanmanın nasıl olacağını anlatmıştır.

Bu arada, Dağ kazasına bağlı Ayanni köyünde oturan Dimitri adlı bir Rum, Osmanlı Valisi Küçük Mehmet Paşa'ya yazdığı bir ihbar mektubu ile isyanı ele vermiştir.

Vali Küçük Mehmet, bu ihbar üzerine kiliseleri basarak, isyan için depolanan silahlara ve saldırı aletlerine el koymuştur. İsyanın ele başlarından bazıları idam edilmiş, bazıları sürgüne gönderilmiş, bazıları da hapsedilmiştir.

Bu arada Hacı Petros Vaskos adlı Rum tarafından Başpiskopos Kiprianos'a ve Mihail Kilikya adlı Rum'a yazılmış isyanla ilgili mektuplar da ele geçirilmiştir. Bunun üzerine yakalanan Başpiskopos Kiprianos ve isyanın ele başları idam edilmiştir.

Dimitri adlı Rum'un Valiye gönderdiği ihbar mektubu şöyledir:

"Paskalya gecesi saat altıda Lefkoşe'de top atışı olacaktır. Başpiskopos Kiprianos, Rumca yazılmış mektubunu kendi adamına vererek adı geçen köyde (Ayanni) kilisede okutmuştur. Bu mektuba göre, top atışı duyulduğu vakitte, bütün Hıristiyanlar harp silahları ile Lefkoşe'ye hücum edeceklerdir. Tüm adayı almak için birlikte hareket ederek sözleşmelerini öneren Başpiskopos'a göre Hıristiyanlar, Lefkoşe'yi da ele geçirdikten sonra, bütün Müslümanları katledip ortadan kaldıracaklardır. Bu konuyu Hıristiyanlara kesin olarak bildirip tenbih eden adı geçen mektubu diğer köylere de yollayıp okutmuştur".

Görüldüğü gibi daha Osmanlı döneminde tüm Türklerin katledilmesi tasarlanabiliyordu.

Vali Küçük Mehmet'in Sürgüne gönderdiği bin kısım papazlar ise 1821 yılı sonlarında Roma'da toplanarak ilk Enosis bildirisini yayınlıyorlar ve tüm Hristiyan Krallarına çağrıda bulunarak Kıbrıs'ın Yunanistan'a ilhakı için yardımcı olmalarını istiyorlardı(24).

KAYNAK:
Kütükoğlu, Prof. Dr. Mübahat S.-; "Yunan İsyanı Sırasında Anadolu ve Adalar Rumlarının Tutumları ve Sonuçları", 3. Askeri Tarih Semineri (Türk-Yunan İlişkileri), Gn. Kur. ATASE Yayını, Ankara 1986, s. 133-161.

DİPNOTLAR:
1) Ayrıntı için bakınız: Ahmet Cevdet Paşa, Tarih, XI, İstanbul 1309, sh. 146. Kıbrıs'Tan alınan biz yazıda, Başpiskopos Kipriyanu'nun direktifi veçhile, paskalya gecesi saat altıda Lefkoşe içinde top atışı yapılacağı, bunu duyan bütün reayanın silahlı olarak süratle Leşkoşe'ye hücum edip ele geçirip Müslüman halkı öldürecekleri belirtiliyordu. Kıbrıs'ın Kağ Kazası Ayayani Köyü sakinlerinden Dimitri'nin takriri: Başbakanlık Osmanlı Arşivi (BOA), Hatt-ı Humayun Tasnifi (HH), No: 37750-J.
2) Kıbrıs Adası ileri gelenlerinin gönderdikleri takrir: HH, NO: 37750-İ.
3) 5 Ramazan 1236 (6 Haziran 1821) tarih ve Esseyyid Mustafa Nuri mühürlü ariza: HH, No: 37750-D.
4) Ahmet Cevdet Paşa, XI, s. 150-160.
5) Tarih-i Vaka-i Sakız (Sakız); İstanbul 1290, s. 3-4 ve oradan naklen Ahmet Cevdet Paşa, XI, s. 159.
6) Sakız, s. 10, Ahmet Cevdet Paşa, XII, s. 36.
7) Sakız, s. 10-11.
Cool A.g.e., s. 16.
9) "İmroz Ceziresi reayasından suret-i mutavaat müşahade olunarak..." Bahr-i Sefid Boğazı Muhafızı Mehmed Paşa'Ya gönderilen Evail-i Zilhicce 1236 (30 Ağustos - 8 Eylül 1821) tarihli hüküm: BOA, Mühimme Defteri, No: 239, s. 225.
10) Ahmet Cevdet Paşa; XI, 190.
11) Mühimme; aynı hüküm.
12) Cemal tukin; "Girid" İslam Ansiklopedisi, IV, İstanbul 1948, s. 796.
13) Evasat-ı Safer 1237 (7-16 Kasım 1821) tarihli hüküm: Mühimme, No: 239, s. 309.
14) Ahmet Cevdet Paşa, XI, s. 160.
15) Mühimme, No: 239, s. 309.
16) Evasat-ı Safer 1236 (14-23 Mayıs 1821) tarihiyle İzmir Muhafızı Hasan Paşa ve Donanma-yı Hümayun Başbuğu Ali Bey'e gönderilen hükümder: Mühimme, No: 239, s. 76.
17) Riyale-i Humayun Kapudanı Seyyid Ali Bey'e ve İzmir Muhafızı Hasan Paşa'ya gönderilen Evsat-ı Ramazan 1236 (12-13 Haziran 1821) tarihli hüküm: Mühimme, No: 239, s. 133.
18) Mühimme: No: 230, s. 77, Ahmet Cevdet Paşa, XI, s. 179.
19) İzmir Voyvodası; Meyve-i Ter Gümrükçüsü, İzmir, Kuşadası, Ayvalık, Çeşme, Foçalar vs. kazaların kadı, naip, voyvodaları vs. ye gönderilen Evasıt-ı Şaban 1236 (14-23 Mayıs 1821) tarihli hüküm: Mühimme, No: 239, s. 68-60 ve BOA, Cevdet Tasnifi Dahiliye (Cev-D), nr. 6910. Ayrıca bkz. Ahmet Cevdet Paşa, XI, s. 159-160.
20) A.g.e., XI, s. 176.
21) İzmir Muhafızı Kelami Seyyid Hasan Paşa'nın 9 Ramazan 1238 (20 Mayıs 1823) tarihli kaimesi: HH, No: 38668.
22) HH, No: 38249.
23) Torun, Şükrü-; Türkiye, İngiltere ve Yunanistan arasında Kıbrıs, İstanbul 1956, s. 79. Ayrıca: Beria R. Özoran, Yeni Kıbrıs, Leşkoşa 1986, s. 18.
avatar
Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz