GLASUVA NA POMAČİ & ......POMAK HALKININ SESİ
Uye olarak desteklerimizi sunalim.

19.yüzyılda Balkan Halkları

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default 19.yüzyılda Balkan Halkları

Mesaj tarafından Misafir Bir Ptsi Mayıs 12, 2008 12:09 pm

Balkanların etnik bileşimine bakacak olursak;
Kimsenin ne etnik grup tanımı, ne de hangi grubun nerede yerleştiği konusunda anlaşabildiğini söylemek mümkün değildir.
Ayrıca her grubun kendi sayısını şişirirken diğer gruplarınkini azaltma girişimleri, farklı grupların ortaya attıkları sayılar üzerinde uzlaşımı zorlaştırmaktadır.
1893 tarihli Osmanlı nüfus sayımı, İmparatorluğun Avrupa topraklarında yaşayan nüfusu, Adalar ve İstanbul şehir nüfusu hariç olmak üzere, 4 milyon olarak vermekte ve bunlardan 1.800.000'i Müslüman, 1.200.000'i Rum, 800.000'i de Bulgar olarak gösterilmektedir.
Sayımda kullanılan tek ölçüt dindir ve Bulgarlar ile Rumların ayrı grup olarak gösterilmelerinin nedeni, Bulgar kilisesinin Rum Ortodoks kilisesinden ayrılmasından sonra, gruplardan biri Ortodoks kilisesine bağlı kalırken, diğerinin Bulgar kilisesine bağlanmış olmasıdır. Buna karşılık sayımda ne Sırplardan ne de Arnavutlardan söz edilmektedir.
Çünkü, Sırplar Ortodoks oldukları için Rumlarla birlikte sayılırken, Arnavutlar da, Müslümanlar ve Rumlar ve sayıları 10.000 dolayındaki Katolikler şeklinde üç grupta gösterilmiştir.
Başka ülkelerin ileri sürdükleri rakamların temelinde ise etnik grup vardır.
Ancak, 57.000 Bulgar'a karşılık 2.000.000'dan fazla Sırp nüfustan bahseden Sırp istatistikleriyle, 1.200.000 Bulgar'a karşılık 700 adet Sırp'tan söz eden Bulgar istatistiklerini ve Sırplar ile Bulgarların toplam nüfusunu 450.000 olarak veren Yunan istatistiklerini bağdaştırmanın ne derece mümkün olduğu görülmektedir.
İstatistikler arasındaki bu farklar, söz konusu grupların yaşadıkları coğrafyada yapılan değişikliklerden kaynaklandığı bilinmektedir.
Örneğin Yunanlılar Selanik ve Manastır eyaletlerini içeren Makedonya'yı göz önünde bulundururken, Bulgarlar bunlara Kosova'yı, Sırplar da İşkodra ve Yanya'yı ekliyorlar.
Bunun yanı sıra, belirsiz bir etnik grupla, Makedonyalılarla ilgili rakamları kullanarak sayılarla oynuyorlar. Öyle ki Makedonya ile ilgili halk hiçbir istatistikte doğrudan yer almazken, her grup kendisini çoğunluk olarak göstermek için Makedonyalıları kendi nüfusuna dahil ediyor. Böylece hem Sırplar hem de Bulgarlar, Slavca konuşan herkesi kendi gruplarına dahil ederken, Yunanlılar da Rum-Ortodoks kiliseden ayrılmış olanlar dışındaki tüm Ortodoksları Yunanlı sayıyorlar.
Gerçekten de tarih bize göstermiştir ki ; Yunanistan Rumca konuşanları sahiplenecek, Bulgaristan Rum-Ortodoks kilisesinden ayrılmış olanları bünyesine alacak, Makedonya ve Makedonyalılar herkes tarafından paylaşılacak, Müslümanlar kendi dilleri etrafında birleşen Arnavutlar dışında Osmanlı İmparatorluğu etrafında birleşecektir.1*

Balkanlılar; bütün dünya gibi ulusçuluğu Avrupa'dan öğrendiler.
Fransız örneğinde "Devlet Ulus Birliği" aynı sınırlar içerisinde birleşmeyi öngörüyordu. Almanya'da "Dil ve Kültür Birliği" tezi ileri sürülüyordu. Rusya'dan Çarlık'ın yönetiminde "Dini Birlik" tezi çıkmış ve Panslavizm'e dönüşmüştü. Bu fikirlerle beslenen Balkanlı düşünürler, ekonomik zorunluluğun da etkisiyle bu tür yayılmacı akımları kendi yapılarına uydurmaya çalışmışlardır.
Balkan halklarının ulusal bilinci bir yerde onların Ortaçağdaki devlet varlıklarının ve kültürlerinin bir mirasıydı. Osmanlı egemenliği altında her dini cemaatin okul, hayır kurumu ve hatta iktisadi hayatta esnaf loncaları yaşamaya devam ettiği halde, Balkan Slavlarının, Rum – Ortodoks Patrikhanesinin denetimi altına girmeleri onların hoşnutsuzluğunu arttıran bir etkendi. İstanbul Rum – Ortodoks Patrikhanesinin Balkanlardaki Ortodoks Slavlar üzerinde bütüncül bir denetim kurmasının, onların ulusçuluk duygularının ve direnişlerinin güçlendirmiştir. Balkan Slavlarının bağımsız kilise isteklerini tırmandırarak ulusal kurtuluş hareketlerinde etkin bir rol oynamıştır.

Avrupa ile ticari ve kültürel ilişkiler içerisinde maddi temelleri gelişen ulusçuluk, bu dönemde ideolojik alanda da atılımlar yapmıştır. 1699 Karlofça ve 1718 Pasarofça Antlaşmalarından sonra Habsburglar İmparatorluğu Tuna bölgesine yerleşmiştir. Bu olay İmparatorluğun Balkan ticaretine el atmasını sağladı. Balkanlar Avusturya için bir Pazar alanı ve hammadde kaynağı oldu.
Balkanların 18.yüzyılda gösterdiği maddi gelişmede Avusturya ve onun aracılığıyla yapılan ticaretin büyük payı vardır. Kuşkusuz bu gelişme, Avusturya'nın kültürel ve siyasal etkisiyle tamamlanmıştır. 18.yüzyılda balkan halkları arasında tüccar ve zenginleşen imalatçı esnaf sınıfının doğuşuyla kültürün yenilenmesi süreci hızlandı. Balkanlı tüccarların katkılarıyla kiliseler ve kültür evleri kuruldu. Voltaire, Rousseau, Diderot, Herder, Lessing gibi filozoflar Balkan aydınlarınca tanındı.
Rusya'nın Balkan Slavları ile ilişkileri Batı Avrupa'nın aksine ticaretle değil, kilise aracılığıyla olmuştur.
17.yüzyıldan beri Sırp, Karadağ, Romen ve sonraları Bulgar rahipleri Rusya ile temasta idiler. Rusya'nın Slavlarla din ve dil benzerliği vardı. Ancak Rusya'da eğitim gören Balkanlı Slav aydınların zamanla Çarlığın resmi ideolojisinden çok, demokrat ve ilerici Rus aydınlarından etkilendiği görülecektir.
Balkanlardaki ulusal uyanışta Rusya destekli kiliselerin öncü görevi uzun süre ellerinde tutmalarının sebebi; kilise mensuplarının laik eğitim ve dünya görüşünü benimsemekteki yetenek ve becerileri olmuştur.
Tarih, coğrafya gibi konularda ilk popüler eserleri onlar kaleme almıştır.
Sırpların Jovan Rajiç, Dositei Obradoviç, Romenlerin G.Sincai, Petru Maior, Samuel Clain gibi rahipleri bu yeni rahip aydınların en önde gelenleridir.
1762'de Aynaroz'daki Hilander Manastırı'nda ilk Slavyan-Bulgar Tarihi'ni popüler bir dil ve üslupla kaleme alan ve Bulgar Ulusçuluğunun babası sayılan Paissij Hilandersky ve ondan sonra Sofroniy Vraçansky, Balkanlardaki Slav Kilise adamlarının laik ideolojiyi geliştirmekteki rolünü gösteren isimler olmuşlardır.*2

-------------
*1-Balkanlardaki etnik azınlıklarla ilgili bilgi için bkz. Stefanos Yerasimos, MİLLİYETLER VE SINIRLAR, İletişim Yayınları, İstanbul, 2000,s.63.
*2-İlber Ortaylı, İMPARATORLUĞUN EN UZUN YÜZYILI, İletişim Yayınları, İstanbul, 2001,S.68
avatar
Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz