GLASUVA NA POMAČİ & ......POMAK HALKININ SESİ
Uye olarak desteklerimizi sunalim.

1876 NİSAN AYAKLANMASI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default 1876 NİSAN AYAKLANMASI

Mesaj tarafından Misafir Bir Salı Ara. 25, 2007 2:11 pm

bulgaristan böyle düsünüyor

1876 Nisan Ayaklanması gibi olaylar, Bulgarların milli özgüvenini artırıyor

130 yıl önce, 1876 yılı Nisan’ında, Bulgar halkının 5 asırlık Osmanlı İmparatorluğu egemenliğinden kurtuluş mücadelesinin doruğu sayılan Nisan ayaklanması başlıyor. Ayaklanma başarısız oluyor, ancak isyancıların kahramanlığı ve hayatını kaybedenlerin sayısı, dünyada büyük yankı uyandırıyor. Hugo, Oskar Wilde, Dostoevski, Turgeniev, Tolstoy, William Gladstone ve Garibaldi gibi ünlü kişiler Bulgarların müdafaasında sesini yükseltiyorlar. Böylece Bulgar sorununun ertelenmesi söz konusu olamayacağı anlaşılıyor. Bulgar ve Balkan milletleri sorununun çözümü amacıyla 23 Aralık 1876 tarihinde, İstanbul’da Milletlerarası Tersane konferansı düzenlendi. Osmanlı devletinin, konferansta alınan kararları kabul etmemesi, 1877- 1878 Rusya - Türkiye savaşına yol açıyor. Bulgarların yeteri kadar milli özgüveni olmadığını ifade eden, Bulgaristan Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü Müdürü Prof. Georgi Markov, 1876 Nisan Ayaklanması gibi olaylar milli özgüveni artırdığını belirtiyor . Prof. Georgi Markov, yakın bir zamanda Avrupa Birliğine üye olacağımızdan, özgüvenin bizi daha farklı kılması gerektiğini söylüyor. ‘’Biliyoruz ki, özgür yaşamak istemeyen uluslar da var, biz ise özgürlüğümüzü hak ettik ‘’. Prof. Georgi Markov, 1876 Nisan Ayaklanması olmasaydı, Kurtuluş Savaşı adlandırılan, dokuzuncu Rus-Türk Savaşı olmayacağını vurguluyor. Güney Bulgaristan’da Panagürişte merkezli Tarihi Şehirler Birliği Başkanı, Sv. Kliment Ohridski Sofya Üniversitesinden, Prof. İvan Lalov şunları belirtti: ‘’Nisan ayaklanmasının yıldönümü kutlanmasıyla, Bulgar topluluğuna verilmek istenilen mesajlarından birisi, Bulgar halkının ortak davası olmasıdır. İvan Lalov, 10 gün boyunca isyan merkezi olan Panagürişte şehrine de hakkının verilmesi gerekiyor. Panagürişte sakinleri, sadece şehrini değil Bulgaristan’ın başkentini de kahramanca savundular. Diğer bir mesaj ise 1986 Nisan ayaklanmasının en başarılı Bulgar ayaklanmalarından biri olmasıdır. Askeri açıdan başarılı olmayan, ancak siyasi açıdan önem taşıyan bu ayaklanma, Kurtuluş savaşı harekatına gereklilik kazandırıyor. Üçüncü bir mesaj, Panagürişte, Koprivşitsa ve diğer baş kaldıran köylerin zengin yerleşim merkezleri olması, ekmek için bir ayaklanmanın olmadığını göstermesidir.’’ Prof. Lalov, daha da fazlası bu isyancılar, Bulgaristan’ın Avrupa yolunda hayatlarını feda ettiklerini söylüyor. Prof. Lalov ve Prof. Markov, 1876 Nisan Ayaklanmasının 130. Yıldönümü kutlamaları Ulusal Komitesinin üyeleridir. Kültür Bakanı Stefan Danailov ise Komitenin Başkanıdır. Kutlama programı son derece zengin, ayaklanma ile ilgili köylerde, şehirlerde ve başkentte uluslararası sempozyum, bilim konferansları ve yuvarlak masa toplantıları, kutlama törenleri ve turistik turları içeriyor. Kültür Bakanı Stefan Danailov, konuyla ilgili şunları belirtiyor: ‘’ Yıldönümüne ilişkin Milli program, , anıtların onarım ve yenilerin yapılmasını, basın – yayın faaliyetleri, toplumsal ve kültürel etkinlikleri kapsıyor. Programın amacı, sadece geçmişi hatırlatmak değil, şu anki sorun ve meselelerle de bağlantı kurmaktır. Ayaklanmanın, Bulgaristan devletçiliğinin yeniden yapılandırılması gibi siyasi bir amacı olduğunu hatırlamamız önemlidir. Milli kahraman Levski’nin’’ Diğer Avrupa milletleriyle eşit olalım’’ vasiyeti, 1976 Nisan isyancılarının vermek istedikleri mesajdı. Bakan Stefan Danailov, Nisan isyancılarının, eşit olmayan mücadelede, Avrupa’nın siyasi haritasında Bulgaristan’ın yeri olduğunu göstermeye hazır olduğumuzu gösterdiklerini sözlerine ilave etti.
Yazı: Veneta Pavlova
Türkçesi: Ergül Bayraktar
avatar
Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: 1876 NİSAN AYAKLANMASI

Mesaj tarafından Misafir Bir Cuma Şub. 08, 2008 9:37 am

bu ayaklanma öncesi osmanlı imparatorluğunun genel durumu ve bulgar meselesi ile ilgili tarihsel süreç nedir?
Bu konularda bilgi sahibi olursak pomakların o dönemlerde yaşadıkları sorunları daha iyi kavrayabileceğimizi düşünüyorum.


1850’li yıllara doğru imparatorluğun genel durumu ve Bulgar meselesi özetle şöyledir:

Osmanlı İmparatorluğu,Fransa ihtilalinden beri Avrupayı derin bir şekilde değiştiren büyük bir tarihi oluşumun kuvvetli etkisi altındadır.Büyük sanayi çağının aksi tesirleri,Avrupa’daki devlet anlayışında meydana gelen modern görüş, milliyetlerin uyanış olayları,Osmanlı imparatorluğunun hayatını değiştiren kuvvetli nedenler olarak kendini göstermiştir.Balkanlardaki Hristiyan azınlığı oluşturan kavimler arasında adı sanı unutulmuş kaba ve ahmak köylülerden oluşan bir halk şeklinde tanınan Bulgarlar,asrın ilk yarısında ekonomik bir kalkınma ile dengeli giden milli eğitim hareketi sayesinde benliklerini kazanmaya başlamış, ancak kendilerinde bir kurtuluş savaşını başlatacak kuvveti görememişlerdir.Bab-ı Ali ise,Tanzimatın ilanına rağmen Bulgaristan’da vergi ve toprak işlerini bir türlü yoluna koyamamış,ağaların,zaptiyelerin,tahsildarların görevlerini kötüye kullanmalarını kaldıramamış,eşkiyaları temizleyememiş kısaca yapılacağı söylenen hiç bir konu ciddi olarak yerine getirilmemiştir.Bulgarlar arasında gittikçe artan bir hoşnutsuzluk hüküm sürmekte, Bulgarlarla yakından ilgilenen Rusya ve büyük bir Slav devleti kurmak rüyasını besleyen Sırbistan’ın kışkırtmaları havayı büsbütün gerginleştirmektedir.

İşte bu şartlar altında 1849 nisan ortalarında Vidin civarında Boynitza köyünden Puyo isimli bir şahsın başlattığı isyan hareketi diğer çevre köylere de sıçramıştır.Vidin defterdarı İbrahim efendinin Niş Valisi Vasıf paşadan yardım istemesi üzerine halk nasihatla kısmen yatıştırılmış,isyancılardan üçü ele geçirilerek hapsedilmiştir. Sırpların açıkça destek verdiği isyancılar işi giderek büyütmüş,ancak isyancı başı Puyo ve arkadaşlarının yakalanması ile dağlara sığınan ve olayların gelişmesini bekleyen köylülerde yerlerine dönmüşlerdir.

Bir yıl sonra aynı yerde bu kez çok daha şiddetli bir isyan patlak vermiş,asiler önlerine gelen tüm Müslümanları kadın,erkek ayırdetmeden katletmiştir.

Vidin isyanı Sırbistan’ın iç işleriyle yakından ilgili bir sorun olmuş Sırp hükümeti isyan boyunca Bulgarlar lehine kesin bir yardıma girişmekten kaçınmıştır.Vidin isyanında özellikle Bulgar komitacıları tarafından yapılan kışkırtmaların önemli bir rolü olmuştur.Amaçları bütün Bulgaristanı ayaklandırarak hiç olmazsa Sırbistan gibi özerk bir idare elde etmek olan bu komitacılar,Batı Bulgaristan’da ve Sırbistan’da oldukça geniş bir teşkilat kurarak Vidin ayaklanmasında önemli rol oynamışlardır.

Ancak kesin olan hoşnutsuzluğun asıl kaynağı; yönetimin de ağaların zorbalık ve çıkarlarına alet olması ve davanın dönüp dolaşıp yine Gaspodarlık sorununa dayanmasıdır. Vidin bölgesinde hemen hemen bütün arazinin, Müslüman ağalar zümresinin eline geçmiş olması, buna karşılık Hristiyan azınlığın, asırlardan beri işlediği topraklar üzerinde ekonomik yönden daha kötü şartlar altına düşmüş bulunması, isyanın gerçek ve en önemli sebebidir. Bu ağalar zümresini doğuran nedenleri ortaya koymak için öncelikle imparatorluğun arazi rejiminde meydana gelen gelişmeleri gözden geçirmek gerekir.

Osmanlı imparatorluğunda fethedilen topraklar devletin yüksek mülkiyet ve kontrolü altında bulunmuş ve köylü, toprağında sürekli ve kalıtsal bir kiracı konumunda bırakılmıştır.Mülkiyeti devlete ait topraklar, yani miri arazi rejimi, imparatorluğun büyük kısmında hakim bir toprak rejimi oluşturmaktaydı.Tımar sistemi de tamamen bu çeşit topraklara dayandırılmakta ve imparatorluğun en önemli eyaleti olan Rumeli bu sistemin ve miri arazinin en çok yayılmış olduğu bölge konumunda idi.

Bu rejimde,Balkan yarımadası halkının büyük çoğunluğunu oluşturan köylü Hristiyanlar toprağın sahibi olmaktan uzaklaştırılmakla beraber, miri arazi ve tımar rejimi sayesinde fetihten önceki devirlere bakarak çok daha iyi bir konumda bulunuyordu.Toprağı istediği gibi kullanamamak, satamamak, bağışlayamamak ve mirasçılarına devredememek gibi bazı zorunluluklar aslında köylü sınıfı lehine gelişmelerdir.

Çünkü bu suretle arazinin belirli ellerde toplanarak büyük arazi sahiplerinin meydana çıkması olasılığı önlenmiştir.

Özetle bu sistem, Hristiyan kesimin üretim kabiliyetini birinci planda tutan tam devletçi bir siyaseti temsil etmekte idi.Bu tımar sistemi ve ona bağlı olarak arazi rejimi, onaltıncı yüzyılın ikinci yarısından itibaren çeşitli nedenlerin etkisi ile dağılmaya başlamıştır.Hristiyan köylü artık karşısında, devlet memurundan başka bir sıfatı olmayan tımar ve zeamet sahipleri yerine, fiilen toprağın sahibi olarak yalnızca kendi çıkarlarını düşünen bir bey ve ağa sınıfının yükseldiğini görmüştür.Böylece köylü, asırlardır işlediği topraklar üzerinde basit kiracı durumuna düşerken ağalar, merkezi otoritenin gittikçe fazlalaşan zaafı ve kontrolsuzluğu neticesinde, Hristiyan köylüler karşısında miri arazinin gerçek sahipleri durumuna geçmişlerdir. İşte Rumeli isyanlarının esas kaynağı bu olmuştur.

Sonuç Olarak; Bulgaristan,Osmanlı hakimiyeti altında eski tarihi kişiliğini en çok kaybetmiş ülkelerden birisi idi.Bir çoğu Osmanlılar tarafından kurulmuş olan şehirlerde yaşam ve manzara tamamen Türk’tü.Bulgarlar o zaman ancak köylere, dağ kasabalarına sığınmış bir halde, her türlü ekonomik ve sosyal yaşamdan yoksun, dağınık ve uyuşuk bir halk olarak görünmekte idi.Ancak Ondokuzuncu yüzyılın ilk yarısında Bulgarların millet olma yolunda büyük gayretler sarfettiği Bulgar milletinin, çöküş devrinde Osmanlı tarihinin gidişi üzerinde önemli etkisinin olduğu bir gerçektir.Özellikle yabancı tarihlerde olduğu kadar bizim tarihlerimizde de pek konusu geçmeyen ancak her bakımdan büyük önemi olan Vidin ayaklanması bunu tüm açıklığı ile ortaya koymaktadır.

1848 ihtilalleri ve onu takip eden yıllarda Avrupa, liberal, milli ve bağımsız nitelikte şiddetli bir takım hareketlere sahne olmuş ve bu olaylar devletlerin iç yapısı, uluslararası ilişkiler ve bütün Avrupanın geleceği bakımından derin izler bırakmıştı.Bu arada çok önemli Islahat hareketlerine girişmiş olan Osmanlı imparatorluğuda her yönden oldukça önemli sarsıntılar geçirmiştir.Vidin isyanı büyük ve şiddetli bir hareket olmuş isyanda en az on bin kişi yer almış, isyan yüzlerce ölü ve yaralı ile neticelenmişti.

Devlet bu hareket karşısında içerde ve dışarda çok ciddi olaylar beklemeye ve kaygılı anlar geçirmeye başlamıştır. Ancak isyan sonunda tamamıyla yatıştırılmıştır.Bununla beraber bölgeyi tam anlamıyla huzura kavuşturmak için yapılacak daha pek çok iş vardı.Mali ve idari Islahat yanında özellikle aynı tarihlerde Bosna’da olduğu şekilde, feodal bir özellik gösteren ağalar hakimiyetinin ortadan kaldırılması gerçeği tüm çıplaklığı ile ortaya çıkmıştı. Vidin isyanı genel bakımdan milli bir özellikte taşımıştır.Asilerin başları bütün Bulgaristanı ayaklandırmaya çalışmış ve Sırbistan gibi özerk bir Bulgar beyliği kurma amacını gütmüşlerdir.İsyanın Tanzimat tarihi bakımından önemli sonuçlarından biri de hükümetin aynı tarihlerde, idari sahada aldığı bir takım yeni Islahat kararlarıdır.

Bu kararlar sonucunda valilerin mahalli meclisler karşısında yetkileri genişletilmiş, Bosna ve Vidin gibi yerler sıkı bir şekilde merkeze bağlanmış ve neticede bu tarih, Tanzimatın imparatorluğu merkezileştirme politikası bakımından çok önemli bir tarih olmuştur.Son olarak şunu belirtmek gerekir ki, çıkarılan hattı hümayunlar ve nizamnameler üzerinde yapılan incelemeler, bizi Tanzimat tarihinin içine ulaştırmaz, Tanzimatı gerçek olarak ancak imparatorluğun çeşitli bölgelerinde meydana çıkan canlı olaylarda görebiliriz.
avatar
Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: 1876 NİSAN AYAKLANMASI

Mesaj tarafından Misafir Bir Salı Şub. 12, 2008 9:03 am

FALSE BATAK!
The name of the town is related most of all to the April Uprising. On 21 April 1876 its inhabitants announced the beginning of the uprising. Like everywhere else the initial enthusiasm and exultation were followed by an utter defeat but the defeat in Batak was more than terrible and reckless! Five thousand people died, the doom of the 2 thousand men, women and children who found their death in the small St. Nedelya Church, which turned out to be their last stronghold, hope and... tomb, too, being exceptionally dramatic and tragic. The stories of unparalleled heroism, self-sacrifice and inexorability told by the few people who survived this sanguinary Bacchanalia added up to dozens.
The brightest intellects of mankind raised a voice of protest and indignation in answer to this outrageous occurrence - Victor Hugo, William Gladstone, Makgahan, Dostoevski, Lev Tolstoy. Zakhary Stoyanov wrote: “Kneel, kind readers, hats off! Batak with its ruins is in front of us. I summon everyone who is thoroughly Bulgarian, everyone who is honourable and homeland loving, to be with us here at this Bulgarian sanctuary, at this sacrificial altar to our Freedom, where, the blood of thousands of martyrs, saints, of about a hundred little children, of countless innocent lasses and lads was shed. Batak, glorious and unfortunate Batak! Should a Bulgarian heart be ever found not to palpitate at the sole pronunciation of your own name? I am standing in awe before your magnificence, History shall pay reverence to you, too.” The people’s poet Ivan Vazov added: “The Cheops Pyramid would be insufficient as a memorial to Batak.”

Those who remained alive in Batak welcomed the Russian Army of Liberation on 20th January 1878.
avatar
Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: 1876 NİSAN AYAKLANMASI

Mesaj tarafından Misafir Bir Salı Şub. 12, 2008 9:47 am

BATAK IS NOT A MYTH ---THİS İS POMAKS REALİTY
Rusya trakya'da kendi kontrolünde slav karakterli bir devlet yaratmak istemektedir.Bu amaçla Bulgar Çeteleri oluşturup yıldırma faaliyetlerinde bulunmalarını desterkler.Bu çetelerin gerçekleştirdiği meşhur"Batak Ayaklanması"nın yerel topluluklar tarafından bastırılması esnasında,bulgarların katledilmesini bahane ederek Osmanlıya savaş açar.
Batak Filibe(plovdiv)nin güneybatısındadır.
Üç yıldır bölgede faaliyet gösteren Bulgar Çeteciler;Osmanlı ordusunun terhis edildiği bir dönemde,asayişle ilgili küçük bir karakolu basar önce,ardından olası destek yollarını keserek çevre köylerde katliama girişir.
Burası Pomak bölgesidir.
Destek gelmeyeceğini anlayan civardaki Pomak köylüler,kendiliğinden harekete geçer ve bu kez katliam yapanları katlederler.
Karşılıklı kıyımların yaşandığı bu isyanın izleri Pomak Folklorunda yaşamaktadır.

Batak
Üç senedir mori Batak savaşıyor da yok oluyor
Hey mori Batak'kı fethedelim kurtaralım,
Şimdi bre..
Hey mori Batak'ı fethedip kurtaracağız
Dinleyin.!
Hey mari dinliyor musunuz?
Size söylüyorum
Kim aç ise mori ekmekciğini yesin
Kim susuz ise mori suyunu içsin
Kim ihtiyarsa mori gayret etsin
Kim sakat ise mori atına binsin
Öğleye kadar mori Batak'ı fethedeceğiz
İkindiye kadar mori minare kuracağız
Akşama kadar morikendi namazımızı kılacağız
Böyledir işte mori Batak'ın türküsü

Kalan Müzik-Pomak Göçmenlerde Müzik(pesnalar)
avatar
Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

default Geri: 1876 NİSAN AYAKLANMASI

Mesaj tarafından Misafir Bir Çarş. Haz. 18, 2008 6:58 pm

Ayaklanma başladığında olayla ilgili ilk raporlar İngiltere'nin Edirne'deki konsolosu Dupius tarafından 3 ve 4 Mayıs 'tan itibaren İstanbul'daki elçi Elliot'a iletilmişti.*1
Dupius 'un elde ettiği ilk bilgilere göre bölgedeki olaylar bulgar ihtilalcilerin Müslüman köylere girerek savunmasız insanları öldürmeleri ile başlamıştı.*2
Olaylar geliştikçe asılsız hikayelerle ortaya çıkan manzara korkunçtu.Özellikle iki kaynaktan elde edilen ifadeler Avrupa kamuoyuna hızla yayılmıştı.Bunlardan biri,bir Fransız'ın Rusçuk'ta müslümanlarla yaptığı bir konuşma idi.Buna göre;müslümanlardan biri bu fransıza 5.000-6.000 Bulgar öldürdüklerini söylemiş,diğer müslüman da bu rakamlara itiraz ederek 25.000-26.000 kişi öldürdüklerini belirtmiştir.Fransız bu konuşmayı Rusçuk konsolosu Read'e anlattığında,bu kahve konuşması sanki gerçekleri yansıtıyormuş gibi Avrupa kamuoyunda yankı bulmuştu.*3
Nitekim Disreali bu kahve konuşmasından yayılan dedikoduyu işaret ederek, "devlet politikasının kahve dedikoduları ile takip edilemeyeceğini" belirtmişti.*4

------------
*1-Millman,Eastern Questions,s.125.
*2-Dupuis'in ilk raporları için bkz.British Documents,II,Doc.244,s.197-198;
Konu ile ilgili raporlar için ayrıca bkz.Harris,The Bulgarian Horrors,s.27-29.
*3-British Dokuments,II,Doc.357,s.262.
*4-Michael-Lynch,Gladstone and Disreali,London 1991,s.88.
avatar
Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz