GLASUVA NA POMAČİ & ......POMAK HALKININ SESİ
Uye olarak desteklerimizi sunalim.

bir rodop efsanesi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default bir rodop efsanesi

Mesaj tarafından Misafir Bir Çarş. Ara. 05, 2007 10:11 am

BİR RODOP EFSANESİ
SİHİRLİ YÜZÜK
üç meyveden ibaret marifeti mübarek
ziyan olurmuş her yıl bir sihirli elmanın duruma çare arar
bir baba ve oğullar sonunda hep beraber nöbette karar kılar
uykuya teslim olur nöbette iki oğul
uyumaz küçükleri
hırsızı okla vurur yaralanmıştır artık
bahçeye giren hırsızı kan izinden takibe düşmeli aralıksız
bir kuyuda son bulur yaralı ejderhanın toprakta sürdürülen izleri
kanlarının takibe devam için inilecek kuyuya
ihtiyaç vardır ama açık bir parolaya
dondum diyen salınır sürekli aşağıya
yandım diyen olursa çekilir yukarıya
çabuk yanar canları korkudan büyüklerin
dibi bulur küçüğü
uçlarında iplerin açılır ilk kapısı yer altı dünyasının
gergef işler bir güzel ortasında odanın
dönsün diye geriye yalvarır ona kadın
oğlan açar kapıyı sıradaki odanın bir güzel de ordadır
sarılır ayağına teklif eder oğlana dönmeyi toprağına
son odada seslenir kızların en güzeli :yiğit oğlan dön geri olma boşuna deli
bir kapı sonrasıdır kanlı ejderha evi
öldürür hemen seni uyandırırsan devi
kararlıdır fakat o dönmeyecek yolundan
ejderhayı vuracak yedi baş ve boyundan
yedi tane ok alır sadağının kaşından saplanır ejderhaya
yedi tane başından ölmeyip te ejderha saldırınca oğlana
hızır tahta kılıcı salıverir aklına çeker
tahta kılıcı o incecik belinden ayırır ejderhayı
tam da orta yerinden
üç kardeştiler onlar
hadesin kapısında üç güzel gelin
şimdi gülüyor karşısında
seslenerek bildirir durumu kardeşlere
ip gönderilsin ister çekilsin kızlar yere
ilk odanın kızını en büyüğe gönderir
ikinci güzeli de diğer kardeşe verir
kendisine kalmıştır dünyanın en güzeli
sıra gelince ona ipe varmıyor eli
önce çık yiğidim der sonra alırsın beni
bak yoksa kardeşlerin koyar kuyuda seni
ama dünya güzeli bilir başa geleni
verir oğlana hemen sihirli yüzüğünü
söz dinlemez nitekim yollar onu yukarı
gören kardeşlerinin uçuklar dudakları
olmazsa küçük oğlan benim olur diyerek
ikisi de ucunu keser ipin bilerek
ejderhayı öldürüp kurtaran nafakayı gelinler gönderse de kurtaramaz paçayı
ihanet yarasına yorgun sevdadandır o
yeraltında yaşama mahkum bir adamdır o
uzanır bir yer altı ağacının altına uyudukça kahrolur bu kapkara bahtına
uyanmıştır bir ara kuşların çığlığından
yuvada yavrulara musallattır bir yılan
keser başını hemen huzur verir yuvaya
yılanı yastık yapar dalar tekrar uykuya
döner zümrüd-ü anka bozuk görür yuvayı
bir taş alır oğlanın yarsın ister kafayı
yavrular söyler hemen ona işin aslını
yılandan kurtardı o bozmadı yuvasını
minnetle yaşarmıştır koca kuşun gözleri
demek ki bu yılanmış hep yiyen civcivleri
kırmadan uykusunu uyanmasını bekler
uyanınca ister ki sıralansın dilekler
teşekkürler der oğlan
şimdi değil umurum
bir dileğim olunca hemen seni bulurum
veda eder anka’ya yola koyulur
yaya denk gelir yol üstünde
değişik bir alaya su başını tutmuştur
insafsız bir kanlı dev
haftada bir oğlanı vermek köylüye ödev
bey oğlu götürülen
alnında kara kına ağlayarak bakarmış sevenleri
kurbana ağıtlar eşliğinde ulaşılır pınara
bizimki bey oğlunu alır şöyle kenara çeker
tahta kılıcı yere indirir devi
suyu salar ovaya ve bitirir ödevi
köylüler minnetini ona ödemek ister
zamanı geldiğinde ben size söylerim der
günlerce yeryüzüne çıkacak bir yol arar
anka kuşun vaadi bu yolda işe yarar
lakin hayli uzun ve müşkül bir yolculuktur
yeryüzüne besinsiz çıkmanın yolu yoktur
kırkar tulum et ile su gerekir anka'ya
köylüler bulur hemen yükletirler arkaya
tam kırk gün ve kırk gece sürecektir yolculuk
molası yok üstelik almayacaktır soluk
hem yerken hem içerken uçmaya devam gerek
guk derse sulayacak
gak'ta eti verecek
sona yaklaşılırken etleri tükenmiştir
gak deyince anka'ya topuğundan vermiştir
yere ayak basınca bu nedenle topallar
eti yememiş anka topuğunu tamamlar
şimdi veda zamanı
anka iner kuyuya
oğlan yollara düşer
yavuklu aramaya
yüzüğü veren güzel gözünde tütmektedir
ihaneti anınca tümden ürpermektedir
ejderhayı öldürmüş elmalar kurtulmuştu
elmalarla babası çoktan zengin olmuştu
kardeşler döndüğünde sorgulamış onları
onlara inanmamış dinlemişti kızları
iki oğlu mürveti bulur kısmetlerinde
küçüğün kısmetini saklamıştır evinde
gün gelip te ülkenin padişahı olunca
bey yapar ikisini gönderir iki uca
yaşlandıkça özlemi artar küçük oğluna lakin dönmemiştir o
çare bulmalı buna
bitmeyecek yanması küçüğünün bahtına
ölüm yakındır ama varis gerek tahtına
güzel kızı kandıran onunla evlenecek kim bunu başarırsa tahta da o geçecek
onların beklediği fırsat kapıya gelir
ikisi ikna için türlü hediye verir
güzel kızın burnunda küçüğü tütmektedir
büyükleri habire yokuşa sürmektedir
birisi getirsinmiş altından bir elbise
diğeri civciv ile altın tavuk kümese
yere çıkan küçüğü yola vurur kendini
uğradığı ilk köyde bulurbeyin evini konukluk için
ama bir şartı vardır beyin
altın takım elbise vermeli sabahleyin
kabul edip ister o ceviz fındık ve çekiç
kırıp kırıp gecede yiyecektir yağlı iç
umudu kalmaz beyin kulak verdikçe sese
şaşırır sabahleyin hazır altın elbise
devam eder yoluna ulaşır diğer köye
konuk olacak bu kez bir başka zengin beye
altın civciv ve tavuk istenmiştir
kuşkusuz çatırtılar duyulur
gece boyu uykusuz
lakin hazır etmiştir ondan istenileni
iki beyin evinde başlatmıştır şöleni
besbelli kardeşleri olur onun bu beyler
ikisi de durumu güzel kıza müjdeler
güzel kızın gözleri sevinçten ışımıştır
beyler bu sevinmeyi marifeti sanmıştır
anlamıştır oysa o döndüğünü oğlanın
öğrenmek hakkı bunu bağrı yanık babanın
o artık heyecanla sevgilisini bekler
yoksa sihirli yüzük olmazdı ki dilekler
haberciler çıkarır her tarafa
padişah bulur kayıp oğlunu
güzele kıyar nikah
öyle bir düğün olur kırk gün kırk gece sürer
onların çocuğudur aranyovalı aren;ler

Anlatanın Notu: ben bu uzun öyküyü dinlemiştim ablamdan
vize küçükyaylalı tayibe karaca dan
o dinlemiş dedemiz halıköy lü kadirden
dedemiz dedesinden
dedesi dedesinden
mübadeleyle gelmiş neslimiz selanik ten
drama nın halıköy ve çernagova köyünden
çernagova gelini bahan lı babaannem
dedem ezan okurken dinlermiş derelerden
diyordu ki eskiden rivayet edilirmiş
kurban geleneğimiz bu öyküden gelirmiş
rodop yükseklerine aranyova denirmiş
bu nedenle adımız pomak değil aren'miş
her yıl mayıs başında dağda olurdu kurban taşlı yağmur duası hiç çıkmaz ki aklımdan RECEP MEMİŞ
avatar
Misafir
Misafir


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz