GLASUVA NA POMAČİ & ......POMAK HALKININ SESİ
Uye olarak desteklerimizi sunalim.

Pomakların Kimlik Mücadelesi

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

default Pomakların Kimlik Mücadelesi

Mesaj tarafından pomaklar.com Bir C.tesi Haz. 28, 2014 6:48 pm

Sub-commandante Marcos demiş ki:“Kesinliklerimiz ve pratiğimize göre, isyan liderlere ya da kişiliklere, mesih ya da kurtarıcılara ihtiyaç duymaz. Kavga etmek için ihtiyaç duyacağınız şeyler, utanma duyusu, belirli miktarda onur, ve bir sürü örgütlenmedir. Geri kalanı ya kolektife hizmet eder ya da hiçbir şeye hizmet etmez.”  Sub-commandante Marcos!
Böyle diyordu Zapatıştaların mitolojik lideri Marcos. Kavga etmek için ihtiyaç duyacağınız şeyler, utanma duyusu, belirli miktarda onur ve bir sürü örgütlenmedir. İşte tam da biz Pomakların ihtiyaç duyduğu şeyler.
Toplumsal bir varlık olarak insanın birden fazla kimliği sözkonusu. İnsanı kimliğimiz bir kimlikler toplamı olarak inşaa oluyor. Bu kimliklerin önemli bir kısmı doğuştan gelen seçme şansımızın olmadığı kimliklerdir. Cinsiyetimiz, milliyetimiz, temel fiziksel özelliklerimiz hatta bir noktaya kadar dinsel kimliğimiz gibi kimlikleri seçme şansımız pek yok. Bunlarla beraber yaşamak zorundayız. Her ne kadar doğuştan gelen ve seçme şansımızın olmadığı bu kimlikler sosyal ve siyasal koşulların etkisi ile belli değişimler yaşasa da -dinsel kimliği dışında tutarsak- red etme şansımızın olmadığı kimliklerdir bunlar. İnsan doğasından kaynaklanan bu kimlikleri sosyal, siyasal anlamlar yükleyerek yaşıyoruz.

Siyasal sosyal anlamından yoksun bir kadınlık, erkeklik veya etnik kökeni düşünmek mümkün değil. Ekonomik, sınıfsal ve siyasal kimliklerimizi ise yaşam içersinde edinip değişebilen, değiştirilebilen kimlikler olarak yaşıyoruz.
Kimlik mücadelesinin gücü ve meşruiyeti gerçeği esas almasından gelirken karşısında ise gerçeği inkar eden, yalana dayalı bir sistem ve ideoloji gücünü devlet otoritesinden ve kurumlaşmasından almaktadır. Her kimliğin doğal inşa süreçleri ve gelişimi-değişimi vardır. Ancak ulus devlet projesi kimliklerin doğal durumuna bir müdahaleyi ve bir proje çerçevesinde yapay bir değiştirmeyi amaçladığı için kimlikler için en tehlikeli durumu ifade etmektedir. Bir projeye dayalı olarak varolan doğal durumu değiştirmeyi, yeniden inşa etmeyi amaçlayan ve kaynağını modernist felsefeden alan ulus devlet projesi bugün yaşanan bir çok sorunun da kaynağı durumundadır. Doğal etnik toplulukları ve kültürleri geri ve çağdışı olarak etiketleyip onları modern ve çağdaş denilen ulus kimliği içinde eritme yaklaşımı etnik kimliklerin en büyük düşmanıdır. Etnik kimliğin varlığını korumasının tek yolunun kendi ulus devletini yaratmak olduğunu iddia eden kesimler ise aslında modernizmin tuzağına düşerek farklılıkları yoketmeyi, doğal durumu ve gelişimi bir proje etrafında yeniden inşa etmeye çalıştıkları için farkında olmadan egemen ulus devlet zihniyetlerine meşruiyet sağlamaktadırlar. Günümüzde farklı etnik kimliklerin ve kültürlerin korunup yaşatılma mücadelesi en gerçek demokrasi ve özgürlük mücadelesi olmaktadır. Kuşkusuz bütün kimlikler ve kültürler doğal bir gelişim ve değişim süreci yaşarlar. Ancak ulus devlet gibi farklı kimlik ve kültürleri tektipleştirmeyi, yoketmeyi, öldürmeyi amaçlayan projeler doğası gereği katliamcıdırlar.
Pomak halkının da halksal kimlik edinme mücadelesini incelerken Pomakların yaşadığı ülkelerin siyasal durumunu incelemek ve Pomakların bu siyasal atmosferdeki yerini doğru tahlil etmek gerekiyor. Pomak gerçeği bir yanıyla Kürtlerin yaşadığı duruma benzemektedir. Çünkü Pomaklar bugün Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan üçgeninde ağırlıklı olarak bölünmüş bir şekilde yaşamaktadırlar. Dolayısıyla Pomak topluluklarının kimlik edinme süreci ve mevcut durumu da çeşitli farklılıklar arz etmektedir. Yine halksal ve kültürel kimlik edinme mücadelesini vermiş olan ve halen veren halk topluluklarının mücadelelerinden çıkarılması gereken derslerde vardır.
Bu yazıda Pomakların tarihsel gelişiminden çok bugünkü durumlarına kısa bir bakış açısı ortaya çıkarmaya çalışacağız. Dolayısıyla Pomakların güncel durumunun, siyasal sosyal ve kültürel durumunun bir fotoğrafını çekmeye çalışacağız. Tarihsel gelişim süreci çok daha ayrı bir yazının konusu olmaktadır.
Türkiye de Pomaklar
Güncelde yaşananları ve gerçeği gölgelemek için bazı tarihsel yalanlara, kurgulara sarılmak tıpık bir egemen yaklaşımıdır. Tarihi senaryolara sarılmak işin kolay yani. Kurnazlık yaparak kanıtı ve ispatı çok az olan, belgeleri devletlerin denetiminde olan çok eski dönemlere dair senaryolar uydurmak kolay. Nasıl olsa tersini ispat etmek oldukça zor. Halksal kimliğinin birazcık farkına varan birinin zaten başında bir sürü işi varken bir de böylesi özel bir uzmanlık ve olanak (kaynaklara ve belgelere ulaşmak gibi olanaklar) isteyen bir işle onu meşgul etme taktiği güncel gerçeği perdelemek için mükemmel bir tuzaktır. Türk egemenlik sistemi bu tuzağı başta Kürtler olmak üzere diğer halklara karşı da kullandı. Ancak yalanlar resmilesince, tarihi yalan senaryolar isminin başına tarihçi-profesör gibi büyük ünvanlar bulunanlarca yapılınca gerçek olmuyor. Yalanı kim söylerse söylesin unvanı ne olursa olsun yalan yalandır. Böylesi iddialara cevaplar oluşturmakta kuşkusuz gerekli ancak yıldızlara bakarken önümüze kazılan tuzak çukuruna düşüp ölmemek için dikkatli ve hassas olmak zorunludur.
Pomaklar için söylenen tarihi yalanların en büyüğü pomakların aslında çok eski bir türk boyu olduğu yalanıdır. Bu iddianın yalan olduğunu aslında devlette biliyor. Devletlerin de hafızaları vardır ve kitleleri daha rahat yönetebilmek için bir çok yalana başvursalar da devletlerin hafızalarında gerçek durur ve devletler tehtid algılarını buna göre düzenlerler. Pomakların farklı bir etnik grup olduğunu bilmektedir Türkiye Cumhuriyeti. Bunu dönemsel politika ve yazışmalarında çok rahatlıkla görebiliriz. Devletin pratikte Pomakları türk görmediği pek çok yerde ispatlı olarak duruyor. Eskiye dönersek 1934 tarihli bir genelgede türkleştirilmek zorunda olan halklar sıralamasına Pomakları da koyarak türklüğe kazandırılmalıdırlar diyor
,… 7-Yabancı lehçeyle konuşanların kıyafetlerini, şarkılarını, oyunlarını, düğün ve diğer geleneklerini kötü göstermek, bu kişilerin ve ailelerinin isim ve lakaplarını Türkçeleştirmek,onları hiçbir zaman, Boşnak,Tatar, Çerkez, Laz, Kürt, Abaza, Gürcü, Pomak vs. diye adlandırmamak, köylerin o lehçedeki isimlerini değiştirmek ve evlerinde ve aralarında Türkçe konuşmaya zorlayarak onlara yürekten “Türküm” dedirtmek. (Kaynak: “İskana Tabi Tutulanların Türkleştirilmesi” Uygulamasına ilişkin Gizli Genelge.No:1/28(Ankara 1930). aktaran Ahmet Yıldız ‘Ne Mutlu Türküm Diyebilene’ syf:289 …)
Benzer bir durum yakın tarihte Bulgaristan da Pomaklara ve Türk azınlığa yönelik yapılan baskılar sonrası Türkiye ye göç eden topluluklara karşı devletin ayrımcı tavrında da açıkça ortaya çıktı. 1989 yılındaki göç olayında Bulgaristan da gerçek anlamda baskıya uğrayan topluluk Pomaklar olmasına rağmen- ki Bulgar devleti Pomakları tarihte zorla müslümanlaştırılmış bulgar olarak görmektedir- sınır kapıları pomaklara açılmadı. Bulgaristan dan yüzbinler geldi ve Özal kapıları açmıştı, ama bir tek Pomaklara o kapılar açılmamıştı, hiçbir Pomak kökenliye Türkiye ye giriş vizesi verilmedi, haftalarca Kapıkule karşısında Bulgaristan tarafında beklediler ve köylerine daha kötü şartlarda tekrar geri dönmek zorunda bırakıldılar.
Ancak devletin Pomakları Türkleştirme politikası diğer bütün halklara olduğu gibi Pomaklara da çok derinlikli bir şekilde de uygulandı. Bir yandan devletin derin hafızasında Nihal Atsız ın formüle ettiği tehtid algısı kurumlaşmış bir şekilde yaşarken bir yandan da türkleştirme cumhuriyet için en yaşamsal ve en stratejik konu olarak ele alındı.
Pomakları Pomaklara anlatma sorununun en derin yaşandığı ülke belki de Türkiye dir. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş felsefesinde mevcut siyasal sınırlar içinde yaşayan bütün herkesi Türk kabul etme, Türk olmayanı da Türk yapma amacı var olduğu için Pomakların da bu politikadan önemli oranda etkilendiklerini tespit etmek gerekiyor. Türkleşme, kendini Türk kabul etme oldukça yaygındır. Kendini gerçek türk, esas türk olarak gören, kendini devletin sahibi gibi algılayan, modernizm tutkusuyla giderek özentili, taklitçi bir yapıya dönüşmüşlük egemendir. Bugün bile « Pomak Türk ü » gibi absürd kavramlarla Türklüğe yamanmaya çalışmakta bazı kesimler. Kendine Pomak aydını misyonu biçen bu kesimlerde böylesi tutarsız ve absürd duruşlar varken halkta daha çok kendini esas türk, has türk görme yaklaşımı daha yaygındır. Cumhuriyetin mevcut siyasal sınırlar içinde Türk yaratma projesi Pomaklar üzerinde önemli oranda sonuç almıştır denilebilinir.
Bugün pomaklar arasında oldukça yaygın bir şekilde Türklüğe vurgu yapan soyisimleri mevcuttur. « Ontürk, Ulutürk, Aktürk, Aslantürk, Öztürk gibi çoğaltılabilecek çok sayıda örnek vardır. Türk olan birinin Türklüğünü vurgulamak için özellikle bu soyisimleri verilmedi kuşkusuz. Tersine etnik olarak farklılık arzeden bütün topluluklarda böylesi soyisimleri verilerek Türkleştirme projesinin bir gereği yerine getirilmiş oldu. Balkan göçmeni olan müslüman tüm topluluklara Balkan Türkü denilerek Türkleştirme projesinde sonuç alınmak istendi ve önemli oranda da sonuç alındı. 1970 li yıllara kadar bir çok Pomak köyünde Türkçe ancak ilkokulda öğrenilmesine rağmen hızla türkleşme, en has türk ve devletin sadık bir kulu olma egemen kültür haline getirildi. Bütün etnik topluluklar gibi halksal kimliğin en önemli göstergesi olan dil ve gelenekler ise ancak köylerde ve yaşlı kuşakta yaşayabildi.
Pomakların ağırlıklı olarak Trakya, Ege bölgesi ve kısmen İç Anadolu da dağınık bir yerleşime sahip oluşları Türkleşmelerini kolaylaştıran bir unsur olmuştur. Sistemle çatışan değil tersine sistemin en içten savunucusu konumuna gelmelerinde bu dağınıklığın ve göçmen oluşlarının önemli bir etkisi vardır. Göç edilen, sığınılan yerde sistemle çatışmaları oldukça zordu. Dolayısıyla sistemle uyumlu hale gelme çabası anlaşılır bir çabadır. Bugün bile CHP nin kemikleşmiş oy deposu gibi ele alınmaları CHP nin sistemin sahibi olarak görülmesiyle ilgilidir. Diğer yandan Müslümanlık Pomakların en büyük handikapı olmuştur. Müslümanlık Pomaklarda etnik kimliğin oluşmasında önemli bir bileşen olurken ilginç bir şekilde Türkleşmelerinde de kolaylaştırıcı bir etkiye sahip olmuştur. Böylesi bir örnek dünyada zor bulunur bir örnektir aslında.
Ağırlıklı olarak köylerde çiftçilik ve hayvancılıkla geçinmektedirler. Ancak Türkiyenin ekonomik büyümesine ve sanayileşmesine bağlı olarak sanayide ve ticarette yer alma da gelişmiş, sonuçta balkan ve pomak kökenli önemli bir burjuva sınıfı doğmuştur. Sistem içinde doğan bu kesim türkten daha türkçü- milliyetçi bir konuma gelmiştir. Bütün burjuvalaşan kesimler gibi işbirlikçi karakterlidirler. Kendi etnik kökenlerinden öcüden kaçar gibi kaçan, Türk olduğunun ispatı için Türkten daha ulusalcı kesilen bu tipler Pomak kimliğinin demokratik temelde açığa çıkmasına da engel durumundadırlar.
Bazı kesimlerce Pomakların farklı bir etnik yapı olmadıklarının vurgulanması için « Bulgar türkü », « Pomak türkü » gibi kavramlar kullanılırken bir yandan da Pomak isimlendirmesinin « Yardımcı » anlamına geldiği söylenmektedir. Balkanların fethi sürecinde Türklere yardım ettikleri için Pomak isminin verildiği iddia edilerek bu isimlendirmenin Pomakların aslen Türk olduğunun kanıtı olduğu dile getirilmektedir. Aslında bu argüman kendi içinde oldukça çelişkilidir ve aslında Pomakların ayrı bir etnik topluluk olduğunu söylemektedir bir yandan. Çünkü Türk Türk e yardım ederse neden başka bir isim alsın ki? Ancak bir başkası Türk e yardımcı olursa o yardım edene Türklerin yardımcıları denebilir yada bir isim takılabilir.

Türkiyede yaşayan Pomaklarda türkleşmenin yaygın oluşu, cumhuriyetin bu projesinin önemli oranda başarı kazanmasında Pomakların içinde yaşadığı objektif koşulların etkisi olmakla birlikte en önemli neden öncüsüz ve örgütsüz bir halk oluşlarıdır. Öncüsüz ve örgütsüz olmak her türlü dış etkiye açık ve savunmasız olmak demektir. Bu ortam yüzünden Muarrem İnce gibi siyasetçiler de kalkıp « Türkiye bir ulus devlettir, farklı kimliklerimizi unutup, kendimizi Türk kimliği ile ifade etmeliyiz » deme saygısızlığında bulunabiliyor. Oysa ne diyordu Marcos gerekli olan utanma duyusu, belirli miktarda onur ve bir sürü örgütlenme. Utanma duyusu ve onuru yetersiz olanlar ancak kimliğinizi unutun kendinizi farklı bir kimlikte eritin diyebilirler.
Bugün Türkiye de Pomak Türkleri, Balkan Türkleri dayanışma dernekleri gibi bir çok dernek vardır. Bu dernekler öncüsüzlük ve örgütsüzlük ortamını gidermek yerine tersine kalıcılaştırıp kurumsallaştırmak için varlar. Pomaklara ‘siz aslında Türksunuz, tarihte sizin atalarınız ile Türklerin ataları aynı kökendendir denilerek’ « Modern Devşirmecilik » yapılmaktadır adeta. Tüccar kafalı bu tipler kişisel çıkarları gereği bir halkın kaderiyle oynayabilecek kadar gözü kara hareket etmekten de çekinmemektedirler. Çin şişeden çıkınca çini tekrardan şişeye geri koymak mümkün olmadığı için kafaları mümkün olduğunca karıştırmak için binbir türlü takla atan bu devlet maymunları kısa vadede bireysel bazı maddi çıkarlar elde etseler de uzun vadede unutulup asılmaya mahkumdurlar. Pomakların aslında türk olduğunun ispat ve kabulü için yedi dereden su getiren ve binbir türlü yola başvuran bu kesimlere sormak gerekir. Madem ki Pomaklar öz Türktürler neden bugün bile halen Pomaklara türklüğü kabul ettirmek için bu kadar çaba sarfediyorsunuz? Pomaklar şayet Türkse, Türke Türklüğünü kabul ettirmek gibi absürd ve traji-komik bir durumu yaşadığınızın farkında değilmişiniz? Yök bugünün moda deyimiyle « sadece üst kimliğimize vurgu yapıyoruz » diyorsanız alt kimliği yani esas olan, ana olan kimliğinizi yoksaymanızın nedeni nedir? « Herkes kendini nasıl hissediyorsa öyledir » gibi bir tuhaf yumurtlamalar asimilasyonu kabul etmek demek değilmidir?
Demokratik Pomak Hareketinin perspektifi çok net, yalın ve gerçek. Hiçbir yalana dayanmayan sadece ve sadece gerçeği esas alan yaklaşım doğal olarak en demokratik-devrimci duruş olmaktadır. Gerçeği esas alan, sadece ona dayanan ve amaç ile araç arasında ahlaki ilişkiyi her zaman muhafaza eden bir mücadele yönteminin sonuç alması kaçınılmazdır. Kürtlerin kimlik edinme mücadelesi bugün Türkiye de yaşayan diğer etnik topluluklarında bilinçlenip çok cılız da olsa kimlik mücadelesi vermelerine yol açtı. Her halkın içinde bulunduğu koşullar mücadele yöntemlerini de belirler. Kürt mücadelesinden öğrenmek, dersler çıkarmak zorunlu ancak taklit etmekte bir o kadar yanlış. Kürt yurtseverlerinde dönem dönem ortaya çıkan Türkiye’de Kürtler dışındaki herkes Türktür algısının giderilmesi demokratik kimlik edinme mücadelesiyle mümkündür ancak.
Halkların kimlik ve kültür mücadelelerini tehtid olarak algılayan devletin dönüşümü de ancak tutarlı ve bilimsel bir mücadele ile mümkün olabilir. Cumhuriyetin kuruluş felsefesi Türkleştirme üzerine kurulmuş olduğu için bunun değiştirilip dönüştürülmesi kolay olmayacaktır. Direnecektir, bin türlü engel ve suçlama ile karşımıza çıkacaktır. Zaten devletin gönüllü masaları olmaya hazır, buna can atan yeterince devlet maymunu var. Ancak halkların gerçek, kalıcı ve rızaya dayalı bir uzlaşı ile, demokratik temelde gönüllü birliktelik gerçek barış ortamını yaratabilir. Bu açıdan halkların kimlik mücadelesi Türkiyedeki demokrasi ve özgürlük mücadelesinin çok önemli bir bileşenidir kuşkusuz.
Pomakların demokratik hak mücadelesi için Türkiyede koşullar her zamankinden daha fazla mevcuttur. Zorluklara ve her türden engellere rağmen gerçeğin gücü her şeyi altedebilecek kadar büyüktür. Gerçeğin gücü ve ışığı, yalanı ve karanlığı yok edebilecek tek güçtür.

Hasan Kenar

29/05/2014

_________________
Edna Pomashka Obich
Bir Pomak Sevdası
www.facebook.com/pomakistan
avatar
pomaklar.com
Admin
Admin

Erkek
Mesaj Sayısı : 1454
Yaş : 45
Yaşadığınız Yer - Doğum yeri : İsveç ( Pehlivanköy )
İşiniz : Yazar,araştırmacı),Siyaset
Tesekkur : 42
Puan : 1467
Kayıt tarihi : 27/05/07

Character sheet
Blog: test

http://pomaknews.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz